Osmanlılar Anadolu'yu ihmal mi etti
Osmanlı'nın Anadolu'yu ihmal ettiği iddiası bir mite mi dönüştürülmüş, yoksa arşivler gerçekten başka bir hikaye mi anlatıyor?
Yazar, Osmanlı Devleti'nin Anadolu'yu ihmal ettiği yaygın iddiasının tarihî belgelerle çeliştiğini, aksine vergi gelirlerinin %40-45'i, tahıl üretiminin %55-60'ının Anadolu'dan geldiğini ve vakıf yatırımlarının büyük çoğunluğunun burada yapıldığını gösteriyor. Bu mitolojik anlatının, cumhuriyet döneminin modernleştirme propagandası ve Rumeli kaybından doğan kompleks tarafından şekillendirildiğini öne sürüyor. Peki bu argüman, tarihî verileri seçerek sunmanın bir yöntemi olabilir mi, yoksa gerçekten Osmanlı Anadolu politikasını tam resimle anlamak için yeterli midir?
Türkiye'de popüler tarih iddialarından biri, bilhassa cumhuriyetin erken devrinde şekillenen bir argümana dayanır: "Osmanlı, Anadolu'yu ihmal etti; yatırım yapmadı."
Osmanlıların Anadolu'yu ihmal ettiği iddiası, yıllar içinde tekrarlandıkça neredeyse tarihî bir hakikat gibi anlaşılmaya başlanmıştır. Hâlbuki Osmanlı arşivleri, tahrir defterleri, mühimme kayıtları, vakıf muhasebeleri, mülk-name defterleri ve modern tarih literatürü bu iddianın ehemmiyetli ölçüde anakronik ve ideolojik olduğunu gösteriyor.
Bir yer hakkında değerlendirme yaparken aynı devirde emsalleri nasıldı, ona da bakmak lazımdır. Klasik devirde Avrupa, tabii şartları Anadolu'dan daha iyi olduğu hâlde, umumi refah cihetiyle çok gerideydi. Avrupa'yı ileri götüren, keşifler, sanayi ve sömürgecilik inkılabı olmuştur.
Anadolu, Osmanlı ekonomik ve idari organizasyonunun merkezidir. Devletin askerî lojistik hatlarının, ticaret yollarının, vergi gelirlerinin, sanayi istihsalinin, vakıf sisteminin ve şehirleşme hamlesinin merkezinde yer alır.
Antakya buğday pazarıGelene bak, gidene bak!
Tahrir defterlerine göre XVI. asırda Anadolu'nun nüfusu Rumeli'den az değildir. Osmanlı maliyesinin belkemiği tımar, mukataa ve iltizam gelirleridir. Prof. Ömer Lütfi Barkan'ın tespitlerine göre, XVI. asırda tımar gelirlerinin %40-45'i Anadolu'dandır. Anadolu tahıl istihsali imparatorluk istihlakinin %55–60'ını karşılar. Hayvancılık gelirlerinde Orta Anadolu (Sivas, Tokat, Ankara) en üst sıradadır. Bunlar, ihmal edilmiş bir mıntıkanın hususiyetleri olamaz.
Aydın'ın yıllık geliri 30-35 milyon akçedir. En zengin eyaletlerdendir. Bursa ipek istihsali ve gümrük gelirlerinden yıllık 20 milyon akçeye yakın gelir elde eder. İmparatorluğun en ehemmiyetli sanayi ve ticaret merkezlerinden biridir. Karaman ve Konya, XVI. asırda hububat ve canlı hayvan vergilerinden gelen yüksek gelir sebebiyle merkezî maliyeye ciddi katkı sağlar. Bir yerde para ve mal, yani işleyen bir ekonomi varsa, ihmalden söz edilemez.
Osmanlının ana ticaret ve askerî yolları Anadolu'dan geçer. Bu nedenle devlet, en yüksek altyapı harcamalarını Anadolu yol ağına yapmıştır. İstanbul-Edirne-Filibe hattı Rumeli'deki ana hattır. Fakat İstanbul-İzmit-Bolu-Gerede-Amasya-Tokat-Erzurum-Tebriz hattı imparatorluğun doğu omurgasıdır ve çok daha maliyetlidir.
Arşive ve Evliya Çelebi'nin kayıtlarına göre, Anadolu'da bakım ve tamir gören beynelmilel kara yolu takriben 8.000 km.dir. 150'den fazla kervansarayı vardır. Menzil teşkilatına bağlı ulak istasyonları 200 civarıdır. Fevkalade engebeli arazilerde yüzlerce köprü bulunur.
İzmir Kervan KöprüsüVakıf medeniyeti
Osmanlı Devleti'nde amme hizmetlerinin çok büyük kısmı vakıflar tarafından finanse edilmiştir. Vakıf, bugünün belediyesi veya sosyal devlet fonksiyonunun büyük kısmını karşılardı. XVII. asırdaki büyük vakıfların adedi 26 bin civarıdır. %60'tan fazlası Anadolu'dadır. 80 binden fazla insan bu vakıflarda çalışmaktadır.
Köprüler, su yolları, darüşşifalar (hastaneler), medrese ve mektepler, imarethaneler (aşevleri), kervansaraylar, yol bakım ve tamir masrafları, değirmenler, kıtlık için hububat depoları, sulama hatları bu vakıflardan karşılanmaktadır. Anadolu şehirlerinin tarihî dokusuna bakıldığında büyük eserler, külliyeler, hanlar, medreseler, köprüler vakıf yatırımlarıdır. Cami olan her köyde ilk mektep vardır.
İmalat ve sanayi cihetinden Anadolu, Osmanlının istihsal ve imalat üssüydü. Popüler tarih hikâyelerinin aksine Osmanlı sanayiinin ana gövdesi Anadolu'da bulunuyordu. Bursa ipek sanayisi XVI. asır ihracatının %20'sini meydana getirir. Avrupa'ya gönderilen ham ipeğin mühim kısmı Anadolu kaynaklıdır. Aydın-Denizli-Manisa havzası pamuklu dokumalarının senelik istihsali 2 milyon metreye yakındır. Tokat bezleri İran ve Kafkasya'ya ihraç edilir. Ankara tiftiği (sof) Avrupa'da lüks tüketimin temel tekstillerinden biridir.
Gümüşhane, Kütahya, Ergani'de gümüş, Tokat ve Diyarbakır'da bakır, Sivas ve Kemah'ta demir, Keban'da kurşun madenleri aktiftir. Maden istihsalinin %55-60'ı Anadolu'dandır.
Osmanlılar Anadolu'yu ihmal mi ettiVe kültür...
Medrese ağıyla Anadolu bir üniversiteler coğrafyasıdır. Medrese sisteminin merkezi İstanbul olmakla beraber, taşra medreseleri arasında Anadolu birincidir. XVII. asırda Anadolu'da 900, Rumeli'de 400, Arap vilayetlerinde 300 kadar medrese vardı. Bunların bazısı yüksek tahsil de veriyordu.
Astronom Kadızade Rumi, Osmanlı ilim tarihinde ehemmiyetli bir mevkiye sahiptir ve Bursa medreselerinde yetişmiştir. Matematik âlimi Gelenbevi Manisalıdır. Ulemanın çoğu Anadolu halkındandır. Şeyhülislam Ebussuud Efendi Çorumlu, İbn Kemal Tokatlıdır... Kayseri ve Amasya'da birer akıl hastanesi vardır.
Osmanlılar, şehircilik faaliyetlerinde başı çekmiştir. Anadolu'da 250'den fazla yeni şehir kurmuşlardır. XVI. asırda 10.000 nüfusun üzerindeki şehirlerin mühim kısmı Anadolu'dadır. Su altyapısı, çarşılar, bedestenler, hanlar, imarethaneler, hastaneler büyük bütçelerle inşa edilmiştir.
Trabzon Mamulat ve Mahsulat Sergisi'nin açılışı - 1903"Bizden evvelki kötüdür!"
Peki, bu paradigmanın aslı nedir İhmal iddiası, tarihî vesikalardan ziyade ideolojik ve modernleşmeci bir ifadeye dayanır. Anadolu'nun bu takdisi (kutsanması), Rumeli'nin kaybından doğan bir içine kapanma kompleksinin neticesidir.
Cumhuriyetin ilk devirlerinde yeni ulus-devlet kimliği kurma çabası, Osmanlının çok uluslu yapısından kopuş, Osmanlı vergi düzeninin yanlış anlaşılması ve cumhuriyetin kalkınma hamlelerinin propagandası sebebiyle bu iddia popülerleşmiştir.
Hâlbuki Osmanlılarda XIX. asra kadar mecburi askerlik yoktur. Olduğu zaman da ihtiyaç kadar alınmıştır. Halkı kırıp geçiren harbler, Osmanlıyı yıkan bir güruhun eseridir. Anadolu ve Rumeli'yi yangın yerine çeviren bunlardır. Onları da Osmanlı saymak mümkün değildir. Osmanlı Anadolu'yu ihmal etti diyenler de ya bunlardır yahut bunları kahraman sayanlardır.
Bunun benzeri Avrupa'da da görülür. Modern ulus-devlet kuran her rejim, evvelki imparatorluğu geri kalmışlıkla suçlamıştır. Fakat tarihî realiteye bakıldığında Osmanlıların Anadolu politikası ihmal değil, merkezîlik üzerine kuruludur. Anadolu ve Rumeli bir bütündür. Devlet, her ikisine de aldığından azını vermiş değildir.
Netice
Tarihî vesikalar Osmanlının en büyük nüfus yatırımlarını, en geniş vergi tabanını, en gelişmiş sanayi havzalarını, en kesif maarif ağını, en masraflı nakliye altyapısını, en zengin vakıf sistemini ve en sıkı şehirleşme programını Anadolu'ya tevcih ettiğini gösteriyor. Esasen Selçuklulardan kalma belli bir imar altyapısı vardı. Her ne kadar Moğol istilasıyla kısmen sarsılsa da varlığını ve faydasını devam ettiriyordu.
Buna rağmen Anadolu'nun herhangi bir şehir ve kasabasında, hatta kırlığında, zelzele, yangın ve beşerî tahribattan kurtularak bugüne intikal eden yatırım eserlerinin dörtte üçü Osmanlılardan kalmadır. Bunlar sadece fonksiyonel ve sağlam değildir. Estetik cihetten de göz alıcıdır.
Dolayısıyla Anadolu'nun ihmal edildiği iddiası bu sebeple tarihî realiteyle bağdaşmaz. Aksine Osmanlı, Anadolu'yu bir merkez olarak görmüş; onu hem askerî hem ekonomik hem kültürel cihetten devamlı desteklemiştir.
Bütün bunları görmeyip veya bilmeyip de ulu orta konuşanlara acaba ne denir Görüp de hâlâ Osmanlıların memleketi ihmal ettiğini söyleyenlere ne denir Mamafih Anadolu'ya ayak basmamış, bir köy, hatta bir kasaba bile görmemiş olanların, Anadolu hakkında Yaban romanından başka fikri olmayanların, sloganlarla konuşmasına şaşmamak lazımdır.
Osmanlılar Anadolu'yu ihmal mi etti30'u Anadolu'da 4'ü Rumeli'de
Sadece matbu salnamelere veya Kamusu'l-A'lâm'a bakmak bile Anadolu'da Osmanlılar tarafından inşa edilen abidevi eserleri, zirai, sınai ve sosyal yatırım faaliyetlerini anlamaya kâfidir. Sonradan pek çok ihmale, harblere, yağmaya ve işgale maruz kalmasına rağmen, Osmanlılar o kadar çok şey inşa etmişlerdir ki, bunlar son zamanlara kadar gelebilmiştir. Mimar Sinan'ın yaptığı 84 camiden 30'u İstanbul haricindeki Anadolu şehirlerinde, sadece 4'ü Rumeli'dedir.
Karaman gibi bir küçük şehirde 1877 senesinde şu eserler ayakta idi: 41 cami, 82 mescid, 17 medrese, 1 kütüphane, 5 tekke, 12 zaviye, 1'er Rum ve Ermeni kilisesi, 1 rüşdiye (ortamektep), 51 ilkmektep, 2 Rum mektebi, 7 hamam ve 2 çifte hamam, 115 çeşme ve şadırvan, 7 han, 422 dükkân, 1 imaret, 11 sebil, 12 sarnıç, 1 buzhane, 4 karlık, 33 değirmen, 11 yağhane, 5 bezirhane, 1 su mahzeni, pek çok türbe, kale ve saire. (Konya Vilayeti Salnamesi, 1878, 114)
Kilis gibi çok daha mütevazı bir küçük şehirde, 1896'da şu eserler mevcuttu: 37 cami, 14 mescid, 8 medrese, bir rüşdiye, 25 ilkmektep, 24 tekke, 5 hamam, 15 han, 1454 dükkân, 3 bedesten, 1 havra, 1 kilise, 3 sabunhane, 58 zeytinyağı imalathanesi, 28 susamyağı imalathanesi, 120 dokuma atölyesi. Kıbrıs fethinde şehit olan sancakbeyi Canbulad Bey'in 1554'te Kilis'te yaptırdığı cami ve buna bağlı vakıflar, hayret verici misallerdendir. Burada 32 kişi vazife yapmakta ve maaş almaktadır. (Kamusü'l-A'lâm)
İngiliz subayı Fred Burnaby, seyahatnamesinde, 1876'da Erzincan'ın İngiltere'ye satılan pamuk ziraati, kömür ve kurşun madenleri, dokuma ve ordunun çizme ihtiyacını karşılayan deri ve kundura fabrikasıyla Anadolu'nun en mamur ve temiz şehirlerinden biri olduğunu söyler.

18