Dogmatizmde maneviyat yoktur. Dogmatizmin formel normatif çerçeveleri, kuralları ve dayatmaları maneviyatı yok eder. Dogmatizmin mistiklik, çile, fena, nefis hiyerarşileri, mürşitlik, zühd ve uzlet uygulamaları maneviyatı ve varoluşu gerçeklikten çıkarır ve ucube bir gölgeye dönüştürür. İnsanın içsel derinliğini kapatan, darlaştıran, düzenleyen, sınırlayan ve biçimlendiren kurumsal ve normatif dogmatizm, maneviyatı özgür bir oluş olmaktan çıkararak kontrol altında tutulan bir gölge hâline getirmektedir. "Oluş maneviyatı" kavramı, dogmatizmin hazır kalıplarının dışında ve ötesinde insanın varoluşuna dair daha asli bir imkânın adıdır.
Maneviyat, dışarıdan verilmiş ve hazırlanmış bir hakikat paketi değildir. Maneviyat adı altında dışarıda oluşturulan her şey yalandır ve yanılsamadır. Maneviyat, bireyin kendi varlığında, kendi kırılganlığında, kendi sorgusunda ve kendi sorumluluğunda oluşan bir süreçtir. Maneviyat tamamlanmış bir öz değildir. Maneviyat, sürekli doğan, sürekli dönüşen, sürekli yeniden kurulan bir varoluş biçimidir. Maneviyat, "sahip olunan" bir hakikat değil, "oluş" hâlinde açık bir tecrübedir.
Maneviyat için metafizik mutlaklar ve otoriteler kurgulamaya gerek yoktur. Oluş maneviyatında anlam üretmenin merkezi bireydir. İnsanı disipline etmeyi, tahakküm etmeyi ve tasallut altına almayı amaçlayan metafiziksel mutlaklıklar, insanın hakikat arayışını donduran otoriter ve zorba gölgelerdir. Yaşamı kapatan bütün dogmatizmler, kapalı ve katı düzeneklerdir ve çerçevelerdir.
Dogmatizmin hukuki ve normatif yapısı; hukuki, sosyal ve siyasal açılardan varoluşu baştan itibaren tanımlayan otoriter ve totaliter anlam rejimleridir. Bu anlamsızlık rejimlerinde birey, kendi iç hareketini keşfeden bir özne değildir. Bu anlam rejimlerinde birey, yüz yıllar öncesinden belirlenmiş bir rota üzerinde itaat etmekten başka seçeneği olmayan akılsız, ahlaksız ve ruhsuz bir robota dönüştürülmüştür. Dogmatizm, hakikati ve maneviyatı artık yaşanan, sorulan, aranan ve çoğalan deneyimler olarak görmemektedir. Dogmatizmin normsal ve hukuksal rejimleri, hakikati korunması gereken, dışarıdan verilen ve dayatılan bir form olarak anlamaktadır. Dogmatizme göre maneviyat bir iç derinlik değildir. Dogmatizme göre maneviyat, bir uyum ve itaat tekniğinden başka bir şey değildir. Dogmatizmde manevi özgürleşme ve olgunlaşma yoktur. Dogmatizm, bireyin kendi hakikatini üretme yetisini gasp eden bir iktidar formudur. Oluş maneviyatı, dogmatik otoritenin sınırlarının dışında özgürleşmeyi, oluşu ve olgunlaşmayı amaçlayan insani maneviyat çabasıdır.
Dogmatizmin normatif hukuk sistemi, kendini çoğu zaman düzen, adalet ve doğruluk diliyle meşrulaştırmaktadır. Dogmatik normatif sistemlerde maneviyat, adalet ve hakikat yoktur. Dogmatik normatif sistemler, insan hayatını dışsal normlara göre düzenleyerek içsel hareketi yavaşlatmakta, soru sorma cesaretini zayıflatmakta ve deneyimi hükme tabi kılmaktadır. Maneviyat için gerekli olan belirsizlik, açıklık ve arayış, dogmatik hukuk sisteminin kesinlik iddiası altında daralmakta ve yok olmaktadır.

17