KURTARICILARIN ÇÜRÜTMESİNDEN ÖZGÜR OLUŞA
Kurtarıcı olduğunu iddia eden her figür aslında insanı teslimiyete çekerek çürüten bir şeytan mıdır, yoksa soru sorma ve şüphe her zaman hakikat yolunun garantisi midir?
Yazar, mutlak doğru iddiasında bulunan kurtarıcı figürleri toplumun çürüyüşünün kaynağı olarak görmektedir çünkü bu figürler insanların sorgulama yetisini yok ederek teslimiyeti erdem haline getirmektedir. Yazının kilit argümanı, insanı insan yapanın tekrar ve ezber değil, soru sorma ve şüphedir; özgürlük ise çürümenin tek panzehiridir. Ancak eleştirel akıl sahibi bir insan, belki de bazı doğrular için teslimiyet ve itaatin neden her zaman zararlı olması gerekir?
Bedenleri, kurumları, kaynakları, medeniyetleri, kişileri, kalıbları çözdüren şey çürümedir. Çürüme, insan tecrübesinin içini boşaltarak çözer ve çöktürür. Dışarıdan güçlü gözüken, mutlak doğru olarak kendisini her şeyin üstüne yerleştiren, mutlak mükemmel olduğunu iddia ettiği kaynaklara sahip olduğunu sanan, disiplinli ritüelleri ve buyruklarıyla hakikatin kendisi ve sahibi olduğunu dayatan kurumlar, kimlikler, doğmalar ve kültürler olabilir. Bu iddialara sahip yapılar ve kimliklerde hakikatyoktur, vicdan yoktur, maneviyat yoktur, eleştirel akıl yoktur. Bu iddialara sahip doğmatik kurumlar, kültürler ve kimlikler, çürümüş ve çürüten kirli ve karanlık yapılardır. Hakimiyet, devlet, siyaset ve şehvet amacı güden bütün yapılar, çürümüşlerdir ve çürütürler. Çürüme, içeriden dışarıya doğruyayılan bir tükeniş ve bitiş halidir.Hakikat üzerine sahiplik iddiasında bulunan kurguları, kurumları ve kaynakları tekrar ve taklit eden kişi, sorumluluktan kaçmak, teslimiyet ve itaati tek fazilet kabul ederek kendinin çürümesine yol açmaktadır.
Kendilerinin mehdi, kutup, halife, müceddit, veli, elçi, mesih, mürşit gibi değişik adlar altında kurtarıcı olduğunu iddia eden kişiler, hakikatin temsilcisi ve sözcüsü olduklarını iddia ederek insanları ve toplumları kendilerine tabi olmaya çağırırlar. Kurtarıcı olduğunu iddia edenlere tabi ve teslim olmak, çürümeyi durdurmaz. Kurtarıcı kılığına bürünen herkes, aslında insanı teslim almaya çalışan bir şeytandır. Hakikati kapatan, tekleştiren ve doğmaya dönüştüren herkes, aslında kötülük ve çürümüşlük kaynağıdır.Kurtarıcı olduğunu iddia eden herkes, aslında insanın içindeki kırılganlıkları, korkuyu, ve ürkekliği istismar eden, insanlara teslimiyeti ve itaati dayatan sahtekarlardır ve şarlatanlardır.Mutlak bir doğruluk mesajı getirdiklerini iddia eden kurtarıcılar, hakikat yerine itaati, vicdanın yerine teslimiyeti, düşünmenin yerine takliti ve tekrarı yerleştirirler. Hakikati ve özgürlüğü oluşturmak yerine teslimiyete ve itaate tabi olmak, bütün yozluklara ve çürümüşlüklere kaynaklık etmektedir. Oluş tecrübesi, kurtarıcı otoritesinin buyruğuna ve doğmasına teslim olmak yerine, insanın hakikati ve hürriyeti tecrübesiyle oluşturmasını ister.Oluş tecrübesi, itaati reddeder, hakikatin hürriyetle yapılmasını amaçlar.İtaatin, taklidin ve tekrarın çürütücülüğüne karşı, vicdan ve aklın sürekli olarak uyanık olması gerektiğine vurgu yapar.
Kurtarıcılar, insana daha özgür, doğru ve güzel yolu gösterme ve yöneltme gibi yüce, aşkın ve kutsal iddialarda bulunabilirler. Her yüce ve aşkın iddia, davet ve dayatma, aslında kendisini sorgulanmaz kılmakta, mutlak doğru olarak en yüce otorite haline getirmektedir. Kurtarıcılar, kurtuluş ve hidayet dili ve daveti adı altında aslında iktidarı, serveti, ve şehveti elde etmeyi amaçlayan politik figürlerdir.İnsanı maneviyata ve aşkınlığa yaklaştırdığını iddia eden her kurtarıcı figürü, aslında insanları kendi otoritesine bağımlı kılmaktadır. Kurtarıcı figürü, insanı korkutarak kendine bağımlı kılmaktadır.Kurtarıcı figürler, kendi hazırladıkları cevapların, şeksiz şüphesiz bir şekilde herkes tarafından tekrar edilmesini ve inanılmasını isterler. Şeksiz şüphesiz bir şekilde kurtarıcıların doğmalarına inanmak, tekrar ve taklit etmek, ruhu, aklı ve bedeni çürütmektedir. En büyük çürümüşlük, kurtarıcıların aşkın ve mutlak doğru olduğu sanılan yalanlarına inanılarak kişinin ontolojik oluş tecrübesinden vazgeçmesi ve tekrarla ve taklitle kendisini yozlaştırmasıdır.

4