Hegemonya, biyopolitika ve etiğin çöküşü

Epstein faciasını anlamak için "ahlaki sapma", "bireysel suç" ya da "patolojik cinsellik" gibi kategorileri ve kavramları kullanmanın hiçbir katkısı yoktur. Bilakis bu kavramlar, Epstein faciasının sahici bir şekilde anlamamıza engel olmaktadır, çünkü bu kavramlar, tam da iktidarın arzuladığı şeyi yapmaktadır: yapısal olanı istisnaya indirger. Oysa Epstein, modern iktidarın hem biyopolitik hem hegemonik işleyişinin kristalleştiği bir düğüm noktasıdır. Epstein düğümünü çözmeden küresel sistemin yapısındaki hegemonyayı ve biyopolitikayı anlamak çok zordur.

Biyopolitika kavramı, iktidarın artık "öldürme" değil, yaşamı düzenleme üzerinden işlediğini ifade etmektedir. Modern iktidar bedeni yok etmez; onu işlevsel, erişilebilir ve yönetilebilir kılar. Epstein ağında bedenlerin gizlenmesi değil, lojistiğinin kurulması söz konusudur: ulaşım, mekân, süreklilik ve dokunulmazlık.

Burada cinsellik bastırılmaz; tam tersine optimize edilir. Ancak bu optimizasyon haz için değil, iktidarın sürekliliği içindir. Beden, hukuken canlıdır; fakat etik olarak askıya alınmıştır.Beden sistematik bir şekilde yönlendirilmekte ve yönetilmektedir: Şiddet görünmez, çünkü seçenekler önceden belirlenmiştir.

Gramsci,, bu biyopolitik düzenin toplumsal olarak nasıl kabul edilebilir hâle geldiğini anlamıza yardımcı olmaktadır. Epstein sistemi zorla değil, rıza üreterek işlemektedirr. "Özgürlük", "seçim", "fırsat", "network" gibi kavramlar, bedeni teslim alan bir hegemonik dil üretmektedir.Aslında rıza kılığında zorbalık üretilmektedir.

Bu noktada rıza, etik bir onay değil, kültürel bir zorunluluk hâline getirilmektedir. Mağdur, yaşananı tanımlayacak dili bile egemen söylemden ödünç almaktadır. Böylece yapı görünmezleşmekte ve olay bireyselleştirilmektediir. Gramsci'nin ifadesiyle egemenlik, ahlaki ve entelektüel liderlik kılığına büründürülmektedir.

Çocuk, biyopolitikanın en savunmasız nesnesidir. Çocuk, hegemonik düzende temsil edilemeyen bir nesnedir. Hegemonik sistemde çocuk, özne olmadığı gibi, sözünü de söyleyememektedir. Epstein faciası, yurt tecavüz vakaları gibi çocuk istismarının sistematik olduğu hallerde bile çocuk istismarı "istisna" olarak anlatılmaktadır. Bir defadan bir şey olmaz denilmektedir. Yapı değil, birey suçlanmaktadır. Epstein suçlanırken, onun arkasındaki yapı sorgulanmamaktadır.Epstein adasında çocuk, ahlaktan yoksun bir güç düzenine teslim edilmiştir.Asıl suçlanması ve sorgulanması gereken kişi değil, yapıdır. Dünya hale Epstein'i konuşuyor, Epstein yapısını değil.Sorun kişisel değil, yapısaldır.

Kadın bedeni, hegemonik söylemde özgürlük ve özneleşme diliyle sunulmaktadır. Ancak pratikte olan, bedenin erkek egemen ağlar arasında dolaşıma sokulmasıdır. Bu, klasik patriyarkanın ötesinde, elit-libertinist bir tahakküm biçimidir.