İnsan, gücü eline geçirdiğinde kendisini dokunulmaz sanıyor. Makamıyla, servetiyle, ordusuyla yeryüzünde ebedî kalacağını düşünüyor. Mazlumların çığlığını bastırabileceğini, yetimlerin gözyaşını unutturabileceğini zannediyor. Sonra da Allah'ın sessizliğini kendi lehine yorumluyor. Oysa Allah'ın susması, razı olduğu anlamına gelmez. Çünkü Allah mühlet verir; fakat asla unutmaz.
Kur'ân-ı Kerîm'de Rabbimiz şöyle buyuruyor:
"Eğer Allah insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirlenmiş bir süreye kadar erteler. Ecelleri geldiğinde ise ne bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler." (Nahl, 16/61)
İşte hakikat tam da budur:
Zalimler için sayılı günler vardır.
Bugün zulmedenler kendilerini güçlü görebilir. Saraylarında güven içinde oturabilir, ekranlardan dünyaya hükmettiklerini sanabilirler. Fakat tarih bize gösteriyor ki Allah'ın mühlet verdiği her zalimin sonunda hesabı görülmüştür.
Firavun da öyle düşündü. Nil'in sahibi olduğunu sandı. Musa Peygamber'i küçümsedi, mazlumları ezdi, çocukları katletti. Ama bir gün sular onun saltanatını yuttu.
Nemrut göklere meydan okudu. İbrahim Peygamber'i ateşe attı. Fakat küçücük bir sinekle helâk oldu.
Ebu Cehil gücüne, kabilesine ve servetine güvendi. Fakat Bedir'de yere serildi.
Çünkü Allah'ın adaleti gecikir; ama asla şaşmaz.
Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyuruyor:
"Allah zalime mühlet verir. Fakat onu yakaladığı zaman artık kurtuluş vermez."
Ardından şu ayeti okumuştur:
"Rabbin, zulmeden memleketleri yakaladığında işte böyle yakalar. Şüphesiz O'nun yakalaması pek elem verici ve çetindir." (Hud, 11/102)
Bugün dünyanın dört bir yanında mazlumların feryadı yükseliyor. Çocuklar bombaların altında can verirken, anneler evlatlarını kefensiz toprağa verirken; insanlık çoğu zaman sadece seyrediyor. Menfaat uğruna susanlar, zulmü normalleştirenler ve zalimlere alkış tutanlar şunu unutuyor:
Zulüm sadece yapanın değil, sessiz kalanın da imtihanıdır.
Kur'an'ın şu uyarısı ne kadar da sarsıcıdır:
"Sakın Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma..." (İbrahim, 14/42)

25