Yükseliş mi, yaklaşan son mu

Yükseliş ve düşüş arasında hangisi gerçek tehlike: başarının kaybı mı, yoksa başarıyla birlikte istikameti yitirmek mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, insanların nimet ve imtihanı karıştırarak yükselişi mutlak hayır, düşüşü mutlak şer olarak değerlendirdiğini eleştiriyor. Kur'an ve hadislerle destekleyerek, gerçek başarının yukarı çıkmak değil yukarıdayken istikameti kaybetmemek olduğunu savunuyor. Peki, maddi başarı içinde manevi çöküş yaşayan insanları sadece bireysel sorunlarla mı, yoksa sistemi sorgulamamızı gerektiren daha büyük bir soruna mı atfetmeliyiz?

İnsan, gördüğünü hakikat zannetmeye meyillidir. Yükseleni alkışlar, düşeni gözden çıkarır. Oysa ilahi terazide ölçü, bizim sandığımız gibi değildir. Bazen bir yükseliş, aslında yaklaşan bir sonun habercisidir. Bazen de bir düşüş, hakiki dirilişin başlangıcı...

Halk arasında söylenen "Allah azan karıncaya kanat takar, kuşa yem edermiş" sözü, işte bu ince hakikatin ifadesidir. Çünkü her verilen nimet, kurtuluş değildir; her kayıp da felaket sayılmaz.

Kur'an bu gerçeği net bir şekilde ortaya koyar:

"Belki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır; hoşunuza giden bir şey de sizin için şerli olabilir. Allah bilir, siz bilmezsiniz." (Bakara, 216)

Bugün insanın en büyük yanılgısı, nimet ile imtihanı karıştırmasıdır. Makamı, serveti, gücü birer mükâfat olarak görür. Oysa nice insanlar vardır ki, yükseldikçe hakikatten uzaklaşır; güçlendikçe kibirle körleşir. İşte o zaman verilenler, bir lütuf değil; bir imtihanın ağırlaşması olur.

Rabbimiz bu aldanışı şöyle haber verir:

"Onlar kendilerine yapılan uyarıları unuttuklarında, üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Nihayet kendilerine verilenlerle şımardıkları anda, onları ansızın yakaladık." (En'âm, 44)

Demek ki her açılan kapı rahmet değildir. Bazen kapılar açılır ki insan kendini güvende zanneder; oysa fark etmeden sona doğru yürümektedir.

Resûlullah (s.a.v.) da bu gerçeği şöyle ifade eder:

"Allah bir kuluna hayır murad ederse onu musibetle imtihan eder." (Buhârî)

Bu hadis, bakış açımızı kökten değiştirir. Çünkü biz çoğu zaman sıkıntıyı şer, rahatlığı hayır olarak etiketleriz. Oysa nice musibetler vardır ki insanı arındırır, Rabbine yaklaştırır. Nice rahatlıklar vardır ki insanı gaflete sürükler.

Karıncaya takılan kanat, ilk bakışta bir nimet gibi görünür. Ama o kanat, onu daha büyük bir tehlikeye sürükler. İnsan da böyledir. Eğer yükseliş, şükürle ve istikametle taşınmazsa; sahibini yüceltmek yerine tüketir.

Kur'an bu dengeyi bize şöyle öğretir: