Modern çağ, birçok kavramın anlamını değiştirdi. Bunlardan biri de tesettürdür. Bugün ne yazık ki örtü, bazı çevrelerde Allah'ın emrettiği bir kulluk nişanesi olmaktan çıkarılıp modanın, gösterişin ve dikkat çekmenin bir aracı hâline getirilmektedir. Oysa Kur'an-ı Kerim'in ortaya koyduğu ölçü bunun tam tersidir. Örtü, süslenmek için değil; süsü örtmek için emredilmiştir.
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
"Mümin kadınlara söyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar, iffetlerini korusunlar ve kendiliğinden görünen kısmı dışında ziynetlerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerine örtsünler..." (Nur Suresi, 24/31).
Bu ayetin dikkat çektiği en önemli husus şudur: Allah Teâlâ, mümin kadınlara başörtülerini takmalarını değil, başörtüleriyle ziynetlerini örtmelerini emretmektedir. Demek ki tesettürün amacı süsü sergilemek değil, süsü gizlemek; dikkatleri üzerine çekmek değil, iffeti muhafaza etmektir.
Bir başka ayette ise Rabbimiz şöyle buyurur:
"Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mümin kadınlara söyle: Dış örtülerini üzerlerine alsınlar. Bu, onların tanınıp incitilmemeleri için daha uygundur." (Ahzâb Suresi, 33/59).
Bu ilahî emir, tesettürün hikmetini açıkça ortaya koymaktadır. Tesettür; kadının değerini azaltan değil, onu koruyan, şahsiyetine saygınlık kazandıran bir kulluk emridir. Allah'ın emri olan bir ibadetin modaya göre şekillendirilmesi, hikmetinden uzaklaştırılması doğru değildir.
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetini şu sözleriyle uyarmıştır:
"Cehennemliklerden iki sınıf vardır ki onları henüz görmedim... Giyinmiş oldukları hâlde çıplak sayılan, yoldan çıkan ve başkalarını da baştan çıkaran kadınlar... Bunlar cennete giremez, cennetin kokusunu dahi alamazlar." (Müslim, Libâs, 2128).
Bu hadis, tesettürün yalnızca başı örtmekten ibaret olmadığını; dikkat çekmeyen, vücut hatlarını belli etmeyen, hayâyı koruyan bir giyim anlayışı olduğunu göstermektedir.
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bir başka hadis-i şerifinde ise:
"Hayâ imandandır." (Buhârî, Îmân; Müslim, Îmân).
buyurarak, tesettürün özünün hayâ olduğunu bizlere öğretmiştir. Hayânın kaybolduğu yerde örtü sadece bir kumaş parçasına dönüşür. Oysa İslam'ın istediği, bedenin örtülmesi kadar kalbin de takva ile donanmasıdır.

25