Siyaset bazen kazananları değil, kaybedenlerin kimlere neler kaybettirdiğini gösterir. Netanyahu örneği, bunun çarpıcı bir tablosudur. İsrail Başbakanı Netanyahu'nun izlediği politikalar, yalnızca İsrail'in uluslararası itibarını değil, kendisine koşulsuz destek veren siyasi aktörlerin de hareket alanını tartışmalı hâle getirdi.
Küresel siyonist strateji, kendi çıkarlarını korumak adına bağımsız politikalar izleyen yönetimleri baskı altına almayı, değiştirmeyi ve cezalandırmayı hedefleyen bir anlayışla hareket etti. Bu uğurda siyasi, ekonomik ve diplomatik baskıların yanı sıra son derece ağır tehditlerin de gündeme geldiği bir süreç yaşandı. Ancak bu politikaların bedeli, yalnızca hedef alınan ülkelere ödetilmedi. Bu stratejinin arkasında duran yönetimler de giderek daha büyük siyasi maliyetlerle karşı karşıya kaldı.
Netanyahu'nun politikalarının en büyük destekçilerinden biri olan Trump yönetimi de bu tartışmaların dışında kalamadı. Böylece İsrail'in güvenliğini merkeze alan politikaların, ABD'nin kendi siyasi çıkarları ve uluslararası itibarı üzerindeki etkisi yeniden sorgulanmaya başladı.
Asıl dikkat çekici gelişme ise siyonist lobinin uluslararası alandaki etkisinin ve siyasi dokunulmazlık algısının ciddi biçimde tartışmaya açılmasıdır. Uzun yıllar boyunca eleştirilmesi dahi siyasi bedeller doğurabilen politikalar, bugün dünyanın dört bir yanında daha yüksek sesle sorgulanıyor. Gazze'de yaşananlar, bu sorgulamanın en önemli nedenlerinden biri hâline geldi.
Burada altı çizilmesi gereken önemli bir ayrım var: İsrail hükümetinin politikalarını eleştirmek, Yahudileri hedef almak değildir. Söz konusu olan, belirli bir devletin uygulamalarını, siyasi çıkar ağlarını ve bu politikalara destek veren yönetimleri sorgulamaktır.
Öte yandan ABD'de Demokratlarla Cumhuriyetçiler arasındaki siyasi rekabetin, İsrail politikası söz konusu olduğunda ne ölçüde farklılaştığı da tartışılmalıdır. Yönetimler değişse de İsrail'e verilen desteğin Amerikan dış politikasındaki güçlü yeri büyük ölçüde varlığını korumaktadır. Dolayısıyla mesele yalnızca hangi partinin iktidarda olduğu değil, Washington'ın Ortadoğu'ya hangi stratejik gözlükle baktığıdır.

26