Devlet bütçesi; milletin alın teridir, yetimin hakkıdır, garibin duasıdır. O bütçeden, aile kurumunu zedeleyen; gayrimeşru ilişkileri sıradanlaştıran; sadakati, iffeti ve hayâyı alaya alan dizilere kaynak aktarılması sadece kültürel bir tercih değil, aynı zamanda ahlaki bir tercihtir. Ve her ahlaki tercih, ya toplumu ihya eder ya da içten içe çürütür.
Kur'an, aileyi bir "sükûn" yuvası olarak tarif eder: "Kendileriyle huzur bulasınız diye size kendi cinsinizden eşler yaratıp aranıza sevgi ve merhamet koyması O'nun ayetlerindendir." (Rum, 21). Aile; geçici heveslerin değil, kalıcı merhametin mekânıdır. Fakat bugün ekranlara baktığımızda, merhametin yerini ihtirasın; sadakatin yerini ihanetin; edebin yerini teşhirin aldığını görüyoruz. Bu sadece bir senaryo tercihi değil; bilinç inşa eden bir kültür politikasıdır.
Kur'an'ın açık uyarısı ortadadır: "Zinaya yaklaşmayın; çünkü o hayâsızlıktır ve çok kötü bir yoldur." (İsrâ, 32). Dikkat edelim; ayet "zina etmeyin" demekle kalmaz, "yaklaşmayın" buyurur. Çünkü yaklaşmak; normalleştirmekle başlar. Sürekli tekrar edilen sahneler, masumlaştırılan yasak ilişkiler, dramatize edilerek meşrulaştırılan ihanetler… Zihinlerde haramı sıradanlaştırır. Günah, ilk başta irkiltir; sonra alıştırır; en sonunda savundurur.
Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurur: "Hayâ imandandır." (Buhârî, Müslim). Hayânın kaybolduğu bir toplumda iman zedelenir; iman zedelenince adalet, sadakat, emanet duygusu da zayıflar. Gençlerin rol modelleri artık âlimler, mütefekkirler, fedakâr anne-babalar değil; lüks içinde yaşayan, her krizi yasak bir aşkla çözen, sorumluluktan kaçan kurgusal karakterler oluyor. Bu, bir neslin istikametini değiştirecek kadar ciddi bir meseledir.
Bir başka hadiste Efendimiz (s.a.v.) şöyle uyarır: "Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüğünüzden sorumlusunuz." (Buhârî, Müslim). Devleti yönetenler de birer çobandır. Ellerindeki imkânları nereye tahsis ettiklerinden sorumludurlar. Milletin vergisiyle, aileyi dinamitleyen içeriklere destek verilmesi; sadece ekonomik değil, vicdani bir sorumluluk doğurur. Zira kamu kaynağı nötr değildir; yön verdiği her alanda bir değer üretir.
Kur'an'da müminlerin vasfı şöyle anlatılır: "Onlar ki boş ve faydasız işlerden yüz çevirirler." (Mü'minûn, 3). Peki, toplumu ifsada açık hâle getiren, sadakati küçümseyen, nikâhı değersizleştiren yapımlar faydalı mıdır Reyting alıyor olması, haklı olduğu anlamına gelmez. Kalabalıkların alkışı, hakikatin ölçüsü değildir.
Aile yıkılırsa toplum çöker. Çünkü aile; sadece iki insanın birlikteliği değil, değerlerin aktarıldığı ilk mekteptir. Anne-babanın birbirine sadakati, çocuğun dünyasında güven duygusuna dönüşür. Ekranlarda ihanetin alkışlandığı bir atmosferde büyüyen çocuk, sadakate neden inansın Sürekli tüketim, haz ve bireysellik pompalanan bir kültürde fedakârlık nasıl kök salsın

14