Manevi çevre kirliliği

Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte sokaklarda dikkat çeken bir manzara ortaya çıkıyor. Sıcak havayı gerekçe göstererek, edep ve haya sınırlarını aşan kıyafetlerle toplum içine çıkan insanların sayısı artıyor. Öyle ki bazı kimseler, adeta iç çamaşırlarıyla dolaşmayı normalleştirmeye çalışıyor. Oysa mesele sadece bir giyim tercihi değildir. Bu durum, toplumun manevi atmosferini etkileyen ciddi bir ahlaki mesele hâline gelmektedir.

Modern dünyanın sıkça tekrarladığı "benim bedenim, benim kararım" sloganı, bireyin toplum üzerindeki etkisini görmezden gelmektedir. İnsan, toplum içinde yaşayan bir varlıktır. Attığı her adımın, söylediği her sözün ve sergilediği her davranışın çevresine yansıyan bir etkisi vardır. Nasıl ki çevreyi kirletmek başkalarının hakkına tecavüz sayılıyorsa, manevi iklimi kirletmek de insanların kalplerine, zihinlerine ve ahlaki dünyalarına zarar vermektedir.

Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır:

"Mümin erkeklere söyle; gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Bu onlar için daha temizdir." (Nur, 24/30)

Ardından mümin kadınlara da hitap ederek:

"Mümin kadınlara da söyle; gözlerini haramdan sakınsınlar, iffetlerini korusunlar ve ziynetlerini açığa vurmasınlar." (Nur, 24/31)

Bu ayetler göstermektedir ki İslam sadece bakışları değil, bakışlara sebep olacak davranışları da düzenlemektedir. Çünkü dinimiz insan fıtratını bilen Rabbimizin gönderdiği ilahi bir nizamdır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ise hayanın imandaki yerini şu sözlerle ifade etmiştir:

"Haya imandandır."

Başka bir hadiste ise:

"Her dinin bir ahlakı vardır. İslam'ın ahlakı da hayadır." buyurmuştur.

Bugün ne yazık ki bazı çevreler, hayayı gericilik; teşhiri ise çağdaşlık olarak göstermeye çalışmaktadır. Oysa tarihe bakıldığında toplumları ayakta tutan şeyin ahlaki değerler olduğu görülür. Ahlaki çözülmenin başladığı yerde aile zayıflar, aile zayıfladığında toplum sarsılır.

Üstelik mesele sadece kişinin kendisiyle ilgili de değildir. Sokakta yürüyen gençler, çocuklar ve aileler vardır. İnsanların istemeden maruz kaldıkları görüntüler karşısında rahatsız olması en doğal haklarıdır. Bu nedenle İslam hukukunda kul hakkı yalnızca mal gaspı veya hakaret etmekten ibaret değildir. Bir mümini günaha sevk edecek, nefsini tahrik edecek veya manevi huzurunu bozacak davranışlardan kaçınmak da toplumsal sorumluluğun bir parçasıdır.