İnsan, sahip oldukça kazandığını zannediyor. Daha çok mal, daha güçlü bir gelecek… Daha çok imkân, daha sağlam bir hayat… Oysa Kur'ân, bu yaygın kanaati tek bir cümleyle yerle bir ediyor:
"Mallarınız ve çocuklarınız sizin için ancak bir imtihandır; büyük mükâfat ise Allah'ın katındadır."
Bu cümle, modern insanın en büyük yanılgısını yüzüne çarpar. Çünkü biz malı ödül, evladı güvence sanıyoruz. Hâlbuki vahiy, onları birer ölçü, birer sınav olarak tanımlar. İmtihan; övünmek için değil, ortaya çıkmak içindir. İnsan, sahip olduklarıyla değil; sahip oldukları karşısında takındığı tavırla tartılır.
Bugün nice insan, malını artırdıkça özgürleştiğine inanıyor. Evladını merkeze aldıkça merhametli olduğunu düşünüyor. Ama Kur'ân uyarıyor: Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah'ı anmaktan alıkoymasın. Çünkü mesele mala sahip olmak değil; malın kalpte tahta oturmasıdır. Evlat nimettir; fakat Allah'ın önüne geçtiği an, nimetten fitneye dönüşür.
Asıl tehlike yoksulluk değildir. Asıl tehlike, ölçünün kaybolmasıdır. Nitekim Kur'ân, "Bilin ki mallarınız ve çocuklarınız birer fitnedir" derken, bu gerçeğin altını çizer. Fitne; açık bir bela değil, insanı fark ettirmeden savuran bir imtihandır. İnsanı Allah'tan uzaklaştıran her şey, ister nimet kılığında gelsin, ister başarı diye sunulsun, fitnedir.
Peki çıkış yolu nedir Ayet açık: Allah'a karşı gelmekten sakınmak, dinlemek, itaat etmek ve infak etmek… Yani takva, teslimiyet ve paylaşma ahlakı. Özellikle infak, malın insan üzerindeki tahakkümünü kıran en güçlü imtihandır. Çünkü insan en çok sevdiğinden vazgeçerken sınanır.
Resûlullah'ın şu sözü bu noktada ibretlidir: İnsan "malım" der; oysa onun malı, yiyip tükettiği ya da Allah yolunda verdiğidir. Geriye kalan sadece bir yüktür. Bugün kasalarda tutulan, ama kalplerde büyüyen servetler, insanı özgürleştirmiyor; bilakis daha bağımlı, daha korkak, daha cimri hâle getiriyor.

26