Kur'an'ı güzel okuma yarışmaları

Kur'an'ı güzel okumak sevapta elbette, ama Kur'an'ı güzel yaşayanlar olmayan bir toplumda güzel sesler neyi değiştiriyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Müslüman toplumlarda Kur'an'ın sadece merasim ve tilavet aracına indirgendiğini, oysa Kur'an'ın hayatı düzeltmek için indirildiğini savunuyor. Bu iddiayı, ilk Müslümanların her ayeti emir olarak kabul etmeleri ve Hz. Peygamber'in ahlakının Kur'an olması örnekleriyle güçlendiriyor. Peki, Kur'an'ı yaşamayan insanlar gerçekten Kur'an'ı anlamayan mı yoksa kültürel, sosyal veya bireysel zorluklar mı onları sınırlandırıyor?

Kur'an...

Nice dudaklarda tilavet edilen, nice seslerde yankılanan, nice gözlerde yaş olup süzülen ilahi kelam...

Fakat bir soru var ki, bütün bu manzaraların ortasında insanın yüreğini sarsıyor:

Kur'an sadece okunmak için mi indirildi, yoksa yaşanmak için mi

Bugün Müslüman toplumlarda Kur'an'a karşı derin bir saygı var, evet...

Ama aynı derinlikte bir bağlılık, bir teslimiyet, bir yaşama iradesi var mı

Allah Teâlâ Kur'an'ın gayesini açıkça ortaya koyuyor:

"Bu, ayetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır." (Sad, 29)

Demek ki Kur'an, sadece sesle değil; akıl ile, kalp ile ve hayat ile okunmak içindir.

Sadece tilavet değil, tedebbür ister.

Sadece dinlemek değil, yaşamak ister.

Ne hazindir ki bugün Kur'an, çoğu zaman hayatın merkezinden çıkarılıp merasimlerin bir parçası hâline getirildi.

Ölülerin ardından okunuyor, yarışmalarda sesler yarıştırılıyor, fakat dirilerin hayatına yön vermiyor.

Oysa Kur'an'ın indiği ilk toplum böyle değildi.

Onlar Kur'an'ı sadece dinlemiyordu; her ayeti bir emir, her uyarıyı bir dönüş çağrısı olarak kabul ediyordu.

Nitekim Abdullah bin Mes'ud şöyle der:

"Biz Kur'an'dan on ayet öğrenir, onları anlayıp amel etmeden diğerine geçmezdik."

Bugün biz ne yapıyoruz

Onlarca cüz okuyoruz ama bir ayetin gereğini yerine getirmekte zorlanıyoruz.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Kur'an'ın nasıl yaşanacağını bizzat hayatıyla gösterdi.

Hz. Aişe'ye onun ahlakı sorulduğunda verdiği cevap sarsıcıdır:

"Onun ahlakı Kur'an'dı."

İşte mesele tam da burada düğümleniyor.

Kur'an'ı güzel okumak elbette fazilettir, sevaptır...

Ama Kur'an'ın istediği şey sadece güzel sesler değil, güzel hayatlardır.

Allah Resûlü (s.a.v.) bir başka hadisinde şöyle uyarır:

"Nice Kur'an okuyanlar vardır ki, Kur'an onlara lanet eder."

Bu nasıl olur

Kur'an'ı okuyup da onun hükümlerine sırt çeviren, adaleti emreden ayetleri okuyup zulmeden, doğruluğu emreden ayetleri okuyup yalan söyleyen insanlar...

İşte onlar, okudukları kitabın şahitliğinde mahkûm olurlar.

Bugün Kur'an-ı güzel okuma yarışmaları yapılıyor.

Gençler sesleriyle yarışıyor, makamlarıyla öne çıkıyor.

Ama bir an durup düşünmek gerekiyor:

Kur'an'ı en güzel anlayan kim

Kur'an'la en güzel yaşayan kim

Kur'an'ın ahlakını hayatına en çok yansıtan kim

Asıl yarış bu değil mi

Eğer bir yarış yapılacaksa, bu yarış: