Kan kokusu almış bir köpek balığı tehlikelidir; ama vahşeti sınırlıdır. İçgüdüsüyle saldırır, doyduğunda çekilir. Petrol kokusu almış Amerikan emperyalizmi ise ne doyar ne durur. O sadece saldırmaz; devlet başkanlarını kelepçeler, ülkeleri rehin alır, hukuku çiğner ve bunu "medeniyet" adına yapar.
Venezuela'da yaşanan ve tarihe kara bir leke olarak geçen Maduro'nun Amerikan emperyalizmi tarafından tutuklanıp ABD'ye götürülmesi, bu zorbalığın ulaştığı son noktadır. Artık darbeye, ambargoya, iç karışıklığa bile gerek duyulmamaktadır. Gücü yeten, beğenmediği lideri alıp götürmektedir. Bu, hukuk değil; açık bir küresel eşkıyalıktır.
Bir düşünün: Kendi halkı tarafından seçilmiş, egemen bir devletin başkanı, başka bir ülke tarafından tutuklanıyor ve binlerce kilometre ötede yargılanmak üzere götürülüyor. Eğer bunu ABD dışında biri yapsaydı, dünya ayağa kalkardı. Ama fail Amerikan emperyalizmi olunca, uluslararası hukuk susar, Birleşmiş Milletler körleşir, insan hakları örgütleri dilsizleşir.
Venezuela'nın suçu bellidir: Dünyanın en büyük petrol rezervlerinden birine sahip olmak ve bu kaynağı Washington'un emrine vermemek. Maduro'nun "suçu" da aynıdır: Diz çökmemek. İşte bu yüzden yıllardır ambargolarla aç bırakılan Venezuela halkı yetmemiş, sonunda lideri kelepçelenerek "ibretlik" bir mesaj verilmiştir:
"Ya teslim olursunuz ya da götürülürsünüz."
Bu zihniyet yeni değildir. Irak'ta lider asarak, Libya'da devleti parçalayıp lideri linç ettirerek, Afganistan'da ülkeyi harabeye çevirerek aynı mesaj verilmiştir. Bugün Gazze'de bombalarla verilen mesaj da aynıdır. Mekân değişir, yöntem değişir; ama hedef hep aynıdır: Direnen herkes cezalandırılır.

29