Her lokmada bir hesap var

Her lokmada hesap var diye uyarırken, modern tüketim çılgınlığında sadece dini sorumluluk yeterli midir?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, Kur'ân'ın yeme emrini sadece izin değil sorumluluk çağrısı olarak yorumlamakta, helalliği, şükrü ve ölçülü tüketimi ahlaki bir yükümlülük haline getirmektedir. Yazar, bu argümanı dini metinlerden hareketle sunmakta, ancak yediklerimizle yaptıklarımız arasındaki nedensel bağ gerçekten o kadar güçlü müdür?

Kur'ân'da geçen "yiyin" emri, ilk bakışta basit bir izin gibi görünür. Oysa hakikat bundan çok daha derindir. Bu ilahî hitap, sadece bir serbestlik değil; her lokmanın içine yerleştirilmiş bir sorumluluk çağrısıdır. Çünkü Allah, kullarına sadece "yiyin" demez; her defasında bu emrin yanına bir ölçü, bir sınır ve bir hesap bilinci ekler.

"Helâl ve temiz olanlardan yiyin" buyurulur. İşte burada ilk hesap başlar. Soframıza gelen her lokma bize şunu sordurur: Bu kazanç helâl mi Bu rızık temiz mi Bir parça ekmek bile sadece karın doyurmaz; aynı zamanda bir vicdan muhasebesi yaptırır. Çünkü haramla beslenen bir beden, hakikati taşıyamaz.

"Yiyin, için fakat israf etmeyin." Bu emir, modern dünyanın en büyük körlüğüne ışık tutar. Tabağımızda kalan her kırıntı, aslında bir hesabın konusudur. Açlığın hüküm sürdüğü bir dünyada çöpe giden her lokma, sadece bir nimet kaybı değil; bir sorumluluk ihlalidir. Demek ki yemek, sadece bir ihtiyaç değil; aynı zamanda bir ahlak meselesidir.

"Size verdiğimiz rızıklardan yiyin ve şükredin." Şükür, sadece dilde kalan bir teşekkür değildir. Şükür; nimeti vereni tanımak, nimetin kıymetini bilmek ve o nimeti yerli yerince kullanmaktır. Şükretmeyen insan, aslında yediği nimetin hesabını vermeye hazır olmayan insandır.

Peygamberlere hitaben "Temiz olanlardan yiyin ve salih amel işleyin" buyurulması, meselenin ne kadar derin olduğunu gösterir. Çünkü yediğimiz ile yaptığımız arasında güçlü bir bağ vardır. Helâl lokma, salih amelin kapısını açar; kirli lokma ise kalbi karartır.