Dün Nuh Tufanı Bu Gün Aksa Tufanı

Tarih, insanlığın ibret almadığı tufanlarla doludur. Nuh Tufanı'nda, samimiyeti gerçekten yaşayan birkaç kişi dışında bütün insanlar helak edilmişti. Kur'an, bu hakikati bizlere açıkça bildirir:

"Nihayet emrimiz geldi ve sular coşup yükseldi. Nûh'a dedik ki: "Her türden (hayvan) birer çift ile -daha önce haklarında hüküm verilmiş olanlar dışında- aileni ve iman edenleri gemiye bindir!" Zaten onunla birlikte pek azı iman etmişti." (Hûd, 40)

Bugün yaşadığımız çağda da insanlık, farklı bir tufanın içinde savruluyor: Aksa Tufanı… Filistin topraklarında, Kudüs'ün kalbinde yaşanan zulüm, insanlığın vicdanını boğan bir tufana dönüşmüş durumda. Ne yazık ki bu tufanda da samimiyetini muhafaza eden çok az insan dışında, çoğu kişi ya sessizliğiyle ya da iki yüzlü tavırlarıyla azabı hak eder hale gelmiştir.

Çünkü zulme sessiz kalmak da zulmün bir parçasıdır. Mazluma sırt çevirmek, zalime destek olmak kadar ağır bir suçtur. Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurmuştur:

"Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin; buna gücü yetmezse diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir." (Müslim, Îmân, 78)

Hele ki sözde Kudüs sevdalısı olup, diplomasi maskesiyle İsrail'e kucak açan vitrin Müslümanları… Onların sessizliği, suskunluğu, hatta ikiyüzlü politikaları insanlığın yükünü daha da ağırlaştırıyor.

Rabbimiz buyuruyor ki:

"Zulmedenlere meyletmeyin; yoksa size ateş dokunur." (Hûd, 113)

"Mümin erkekler de mümin kadınlar da birbirlerinin velileridir. İyiliği emreder, kötülükten men ederler…"(Tevbe, 71)

Öyleyse, zulme karşı sessizlik bir tarafsızlık değil, apaçık bir ihanettir. Bu ihanet, ümmetin parçalanmasına, mazlumun sahipsiz kalmasına ve zalimin cesaret bulmasına sebep olmaktadır. Bugün Filistin'de, Kudüs'te, Gazze'de akan kanın, yıkılan evlerin, yetim kalan çocukların vebali yalnızca İsrail'in değil; aynı zamanda suskun kalanların, menfaat uğruna vicdanını susturanların da omuzlarındadır.