"Eğer şeytandan sana bir fitleme (vesvese) gelirse hemen Allah'a sığın! Şüphesiz O işitendir, bilendir." (A'râf, 200)
Çağımızın gençliği tarihin belki de en büyük imkânlarına sahip; fakat aynı zamanda en büyük yalnızlığı yaşayan nesli hâline geldi. Ceplerinde dünyanın bilgisi var ama gönüllerinde huzur yok. Sosyal medyada binlerce takipçisi var ama dertlerini anlatabilecek gerçek dostları yok. Eğlenceye ulaşmak bir tuş kadar yakın, fakat mutluluk her geçen gün biraz daha uzaklaşıyor.
Bugün psikolojik danışmanlık merkezleri dolup taşıyor. Antidepresan kullanımı artıyor. Gençler kaygı bozuklukları, panik ataklar, depresyonlar ve tükenmişlik sendromlarıyla mücadele ediyor. Peki bunun sebebi sadece ekonomik sıkıntılar mı Sadece eğitim sistemi mi Sadece aile problemleri mi
Elbette bunların etkisi vardır. Ancak göz ardı edilen çok daha büyük bir gerçek bulunmaktadır: İnsan ruhunun Rabbinden uzaklaşması...
Kur'an-ı Kerim insanın manevi bunalımlarının temel sebebini şöyle açıklıyor:
"Kim benim zikrimden yüz çevirirse ona dar ve sıkıntılı bir hayat vardır." (Tâhâ, 124)
Bugün gençlerin yaşadığı ruhsal daralmanın önemli sebeplerinden biri, kalplerin Allah ile olan bağının zayıflamasıdır. Çünkü insan sadece etten ve kemikten oluşan bir varlık değildir. Onun bir de ruhu vardır. Ruhun gıdası ise Allah'ı anmak, O'na yönelmek ve O'na güvenmektir.
Nitekim Rabbimiz şöyle buyuruyor:
"Dikkat edin! Kalpler ancak Allah'ı zikretmekle huzur bulur." (Ra'd, 28)
Modern dünya gençlere sürekli şunu fısıldıyor:
"Daha çok kazanırsan mutlu olursun."
"Daha çok beğeni alırsan değerli olursun."
"Daha güzel görünürsen huzurlu olursun."
Fakat şeytan da aynı yalanı farklı şekillerde fısıldamaya devam ediyor. İnsanı umutsuzluğa sürüklüyor, değersizlik hissi veriyor, gelecekle korkutuyor, geçmişle yaralıyor.
İşte tam bu noktada Kur'an'ın reçetesi devreye giriyor:
"Eğer şeytandan sana bir fitleme gelirse hemen Allah'a sığın!"
Ne kadar büyük bir hakikat!
Çünkü birçok genç bugün şeytanın vesveselerini kendi düşüncesi zannediyor.
"Ben değersizim."
"Kimse beni sevmiyor."
"Ben başarısızım."
"Hayatın anlamı yok."
"Allah beni affetmez."
Oysa bunların önemli bir kısmı şeytanın insanı karanlığa sürükleyen telkinleridir.
Resûlullah (as.s.) şöyle buyurmuştur:
"Şeytan insana gelir ve: 'Şunu kim yarattı, bunu kim yarattı' der. Sonunda: 'Peki Allah'ı kim yarattı' diye vesvese verir. Böyle bir durumla karşılaşan Allah'a sığınsın ve bu düşünceleri terk etsin." (Buhârî, Müslim)
Peygamber Efendimiz'in tavsiyesi açıktır: Vesveseyle konuşmak değil, Allah'a sığınmak...
Bugün birçok genç zihnindeki karanlık düşüncelerle saatlerce mücadele ediyor; fakat secdeye kapanıp Rabbine yönelmeyi ihmal ediyor.
Hâlbuki Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
"Kullarım sana beni sorarlarsa bilsinler ki ben onlara çok yakınım." (Bakara, 186)
Sen yalnız değilsin...
Seni duyan bir Rabbin var.
Gözyaşlarını gören bir Rabbin var.

34