Toplumumuzda sıkça rastladığımız acı bir gerçek vardır: İnsanların bir kısmı dini öğrenmeden dindar olmaya çalışıyor. Bilginin yerini ezber, hikmetin yerini taassup, ilmin yerini kulaktan dolma sözler alınca ortaya din adına öfke, ayrışma ve yanlış uygulamalar çıkıyor.
Bu yüzden şu söz üzerinde dikkatle düşünmek gerekir:
"Cahilin dindarlığı arttıkça sapması da artar. Cahile din vermeden önce cehaleti giderilmelidir."
Elbette burada kastedilen, dindarlığın kötü olduğu değildir. Kastedilen, cehaletle birleşmiş bir din anlayışının kişiyi ve toplumu yanlışlara sürükleyebilmesidir. Çünkü ilimsiz ibadet, pusulasız gemiye benzer; niyet güzel olsa bile rota yanlışsa varılacak liman hüsrandır.
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
"Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu"
(Zümer, 39/9)
Bu ayet, İslam'da ilmin ne kadar büyük bir değer taşıdığını açıkça ortaya koymaktadır. Allah katında üstünlük, körü körüne taklitte değil; ilim, basiret ve bilinçtedir.
Bir başka ayette ise şöyle buyrulmaktadır:
"Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp; bunların hepsi ondan sorguya çekilecektir."
(İsrâ, 17/36)
Ne yazık ki bugün nice insanlar araştırmadan, öğrenmeden, delil sormadan din adına konuşuyor; Allah'ın dinini kendi kanaatleriyle yorumluyor. Bunun neticesinde ise rahmet dini olan İslam, kimi zaman sertliğin, öfkenin ve ayrışmanın aracı hâline getiriliyor.
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
"Allah kimin hakkında hayır murat ederse onu dinde anlayış sahibi kılar."
(Buhârî, İlim; Müslim, Zekât)
Dikkat edilirse Peygamber Efendimiz, önce dinde anlayış (fıkıh) sahibi olmayı öne çıkarmıştır. Çünkü doğru bilgi olmadan yapılan ibadet kişiyi hakikate değil, bazen yanlışlara götürebilir.
Bir başka hadis-i şerifte ise şöyle buyurmuştur:
"İlim öğrenmek her Müslümana farzdır."
(İbn Mâce, Mukaddime)
Farz olan sadece namaz, oruç ve zekât değildir. Bunları doğru yaşayabilmek için gerekli olan ilmi öğrenmek de farzdır. Cehalet mazeret değil, giderilmesi gereken bir eksikliktir.
İslam tarihinde ortaya çıkan birçok fitnenin temelinde de cehalet yatmaktadır. Haricîler çok ibadet ediyor, Kur'an okuyor, geceleri namaz kılıyorlardı. Ancak ilim ve hikmetten uzaklaştıkları için büyük yanlışlara düştüler. Dış görünüşteki dindarlık, doğru bilgiyle desteklenmeyince insanı kurtarmaya yetmedi.

25