Büyük şeytan İsrail'in zindanlarındaki Gazzeli esirler

Gazze'deki zulme sessizlik, sorumluluğu paylaşmak mıdır yoksa çaresizliğin gerçek adı mıdır?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Gazze'deki katliama karşı Müslüman ümmetin sessizliğini, sadece İsrail'in değil aynı zamanda ümmetin kendisinin sorunu olarak tanımlamaktadır. Bu iddiayı, kalplerin dünya sevgisiyle dolması ve ölüm korkusuyla zincirlenmiş olması nedeniyle ileri sürmektedir. Peki, milyarlarca insanın somut bir hareket gerçekleştiremediği durumda, sorumluluk gerçekten sessizlikte mi yatmaktadır?

Gazze bugün yalnızca bir coğrafya değildir. Gazze, bir aynadır. Bu aynada görünen ise sadece bombalanmış binalar, yıkılmış şehirler, yetim kalmış çocuklar değildir. Bu aynada görünen; iki milyarlık bir ümmetin suskunluğu, korkuları ve dağılmışlığıdır.

Bugün terör şebekesi İsrail'in Gazze'li esirleri idam etmekten söz etmesi, sadece birkaç masum insanın hayatına kastetmek değildir. Bu, doğrudan ümmetin izzetine, şerefine ve varlık iddiasına meydan okumaktır. Bu bir testtir: Ya izzetli bir duruş, ya da zillete razı bir sessizlik.

Kur'an bu durumu asırlar öncesinden haber vermiş gibidir:

«"Size ne oluyor ki, 'Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, bize katından bir veli gönder, bize katından bir yardımcı gönder' diyen ezilmiş erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz" (Nisâ, 75)»

Bu ayet, bugün Gazze'nin çığlığı değil midir Büyük şeytan İsrail'in zindanlarında inim inim inleyen Kadınlar, çocuklar, yaşlılar... Hepsi yardım bekliyor. Ama ümmetin büyük bir kısmı sadece izliyor.

Peki neden

Çünkü izzet, sadece sözle değil, bedel ödemekle korunur. Bugün bedel ödemekten kaçanlar, yarın zilletin altında ezilmeye mahkûmdur.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ümmetin bugünkü hâlini adeta tarif etmiştir:

«"Ümmetler yakında sizin üzerinize, yemek yiyenlerin sofraya üşüştüğü gibi üşüşecekler."

Sahabeler: "O gün sayımız az mı olacak" diye sordu.

Efendimiz buyurdu:

"Hayır, bilakis çok olacaksınız. Fakat selin üzerindeki köpük gibi olacaksınız..." (Ebû Dâvûd)»

İşte bugün o köpük hâlindeyiz. Sayı çok, etki yok. Kalabalık var, ama ağırlık yok. Çünkü kalpler dünya sevgisiyle dolmuş, ölüm korkusu ile zincirlenmiştir.

Başka bir hadis bu hastalığın adını koyar:

«"Dünya sevgisi ve ölüm korkusu."»

Bu iki hastalık, ümmeti felç etmiştir. Ve felç olmuş bir beden, ne zulme karşı koyabilir ne de mazlumu savunabilir.

Gazze'de olanlar bir "savaş" değildir. Bu, modern çağın en çıplak zulmüdür. Ve bu zulme karşı sessiz kalan herkes, bu suçun gölgesinde kalacaktır. Çünkü zulme sessizlik, zulmün devamına ortaklıktır.

Kur'an'ın hükmü nettir:

«"Zulmedenlere meyletmeyin; yoksa size de ateş dokunur." (Hûd, 113)»

Bugün mesele sadece katil İsrail değildir. Mesele, ümmetin kendisidir. Çünkü zalim, zulmünü sürdürüyorsa bunda mazlumun değil, sessiz kalanların payı büyüktür.

Şunu açıkça söylemek gerekir: cinayet şebekesi İsrail'in taşması, ümmetin suskunluğunun sonucudur.