Bugün İslam coğrafyasında en tehlikeli fitnelerden biri, Şii–Sünni ayrımının yeniden ve yeniden kaşınmasıdır. Bu ayrım üzerinden üretilen her sert cümle, her dışlayıcı ifade, her ötekileştirici başlık; yalnızca kalplerimizi yaralamıyor, aynı zamanda ümmetin zayıflamasını bekleyen güçlerin ekmeğine yağ sürüyor. Kardeşliğimizi tartışma konusu yapmak, düşmanlarımızın en çok arzuladığı şeydir.
Kur'an açık konuşur:
"Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın; parçalanıp ayrılmayın." (Âl-i İmran, 103)
Allah'ın ipi; mezhep değildir, hizip değildir, etnik kimlik değildir. Allah'ın ipi vahiydir, Kur'an'dır, Resûlullah'ın (s.a.v.) sünnetidir. Aynı kelime-i şehadeti söyleyen, aynı kıbleye dönen, aynı Kitab'a iman eden bir topluluğun; tarihi ihtilafları bugünün kavgasına dönüştürmesi, ilahi ikaza kulak tıkamaktır.
"Dinlerini parça parça edip grup grup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur." (En'âm, 159)
Bu ayet, mezheplerin ilmî varlığına değil; ayrılığı kimlik haline getirip düşmanlık üretmeye yöneliktir. Farklı yorumlar olabilir; fakat düşmanlık üretmek, tekfir dili kullanmak, Müslümanı Müslümana kırdırmak asla meşru değildir.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:
"Müslüman, Müslümanın kardeşidir; ona zulmetmez, onu düşmana teslim etmez." (Buhârî, Müslim)
Bugün sorulması gereken soru şudur: Birbirimizi suçlayarak mı ümmeti koruyoruz, yoksa birbirimizi yıpratarak mı düşmana teslim ediyoruz
Fitnenin Ateşi ve Dış Müdahale
Yakın tarih bize gösterdi ki, mezhep çatışmaları çoğu zaman dış müdahalelerle körüklendi. İsrail'in ve küresel güç merkezlerinin İslam dünyasında en çok beslendiği zemin; iç çatışma ve parçalanmışlıktır. Amerika Birleşik Devletleri'nin Irak işgali sonrasında mezhep fay hatlarının nasıl derinleştiğini dünya gördü. Birleşik Krallık'ın sömürge döneminde uyguladığı "böl ve yönet" politikası hâlâ hafızalardadır.
Birbirine düşmüş bir ümmet, dış müdahaleye açık hale gelir. Oysa Allah Teâlâ şöyle buyurur:
"Birbirinizle çekişmeyin; sonra gevşersiniz ve gücünüz gider." (Enfâl, 46)
Bugün İran'a yapılan saldırı, Gazze'de akan kan, Yemen'deki dram, Suriye'deki yıkım; bize şunu haykırıyor: Asıl mesele mezhep değil, ümmetin onurudur. Acının mezhebi yoktur. Bombanın hedefi Sünni diye seçilmez, Şii diye yön değiştirmez. Zulüm, Müslüman kimliğine yöneliktir.
Ortak Paydamız: Tevhid
Şiisiyle Sünnisiyle bu ümmetin ortak paydası tevhiddir. Hepimiz "Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah" diyoruz. Hepimiz Kur'an'ın Allah kelamı olduğuna inanıyoruz. Hepimiz namaz kılıyor, oruç tutuyor, zekât veriyor, hac ibadetini eda ediyoruz.
Resûlullah (s.a.v.) Veda Hutbesi'nde şöyle buyurmuştur:
"Ey insanlar! Rabbiniz birdir, babanız birdir. Hepiniz Âdem'densiniz, Âdem ise topraktandır."

16