"Ey iman edenler! Kendinizi tanıtıp izin almadan ve içinde oturanlara selâm vermeden kendi evlerinizden başka evlere girmeyin. Sizin için daha iyi olanı budur; umulur ki düşünüp anlarsınız." (Nur Suresi, 27)
İslam, insanların sadece ibadet hayatını değil; aile hayatını, komşuluk ilişkilerini ve sosyal nezaket kurallarını da en ince ayrıntısına kadar düzenlemiştir. Ne yazık ki günümüzde en çok ihmal edilen edeplerden biri de haber vermeden, randevu almadan misafirliğe gitmektir.
Bazıları bunu samimiyet göstergesi zanneder. Oysa gerçek samimiyet, karşı tarafın hukukuna riayet etmektir. Bir insanın evi onun mahremidir. O evde dinleniyor olabilir, hasta olabilir, ibadet ediyor olabilir, misafiri olabilir, ailesiyle özel vakit geçiriyor olabilir veya psikolojik olarak kimseyi ağırlayacak durumda olmayabilir. Bunları bilmeden kapıyı çalmak, iyi niyetle yapılsa bile insanları zor durumda bırakabilir.
Rabbimiz Nur Suresi'nde önce izin istemeyi, sonra selâm vermeyi emrederek bizlere çok önemli bir edep öğretmektedir. Çünkü mümin, başkasını rahatsız etmemeyi de ibadet bilir.
Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur:
"İzin isteme, gözün harama kaymasını önlemek için emredilmiştir." (Buhârî, İsti'zân; Müslim, Âdâb)
Yine başka bir hadis-i şerifte şöyle buyurur:
"Biriniz üç defa izin ister de kendisine izin verilmezse geri dönsün." (Buhârî, İsti'zân; Müslim, Âdâb)
Dikkat ediniz... Peygamberimiz (sav), "ısrar edin" demiyor; "geri dönün" buyuruyor. Çünkü mümin, kapısı açılmadığında kırılmaz; "Demek ki uygun değiller." der ve hüsnüzan eder.
Bugün ise telefon açmadan, haber vermeden kapıya dayanmayı doğal gören bir anlayış yaygınlaşmıştır. Üstelik kapı açılmayınca da alınan, küsen, gönül koyan insanlar vardır. Hâlbuki kimsenin, ev sahibini o an misafir kabul etmek zorunda bırakmaya hakkı yoktur.

11