////////////////////
Dünya, ince bir ipin üzerinde yürüyen bir dengeye mahkûm edilmiş durumda. O ipin adı bazen petrol, bazen gaz, bazen su, bazen de bir boğazdır. Bugün o ince iplerden biri olan Hürmüz Boğazı'na dair en küçük bir sarsıntı bile küresel sistemi titretmeye yetiyor. Bu gerçek bize bir şeyi haykırıyor: Güç, sanıldığı gibi sadece silahların ucunda değildir. Asıl güç, nimetin kimde olduğu ve o nimetin nasıl kullanıldığıyla ilgilidir.
Kur'ân bu hakikati asırlar öncesinden haber veriyordu:
"Eğer şükrederseniz, elbette size nimetimi artırırım; eğer nankörlük ederseniz, şüphesiz azabım çok şiddetlidir." (İbrahim, 7)
Bugün Müslüman coğrafyalar; petrolün, doğalgazın, stratejik geçitlerin, verimli toprakların ve su kaynaklarının merkezinde bulunuyor. Yani Allah'ın nimetleri, adeta ümmetin eline emanet edilmiş durumda. Ancak acı olan şu ki; bu nimetler ümmeti izzetli kılmak yerine çoğu zaman başkalarının güç aracı hâline gelmiş durumda.
Resûlullah (s.a.v.) bu dağınıklığı asırlar öncesinden haber vermişti:
"Yakında milletler, yemek yiyenlerin tabağa üşüştüğü gibi sizin üzerinize üşüşecekler."
Sahabe sorar: "O gün sayıca az mı olacağız"
Efendimiz buyurur: "Hayır, bilakis çok olacaksınız; fakat selin üzerindeki köpük gibi olacaksınız." (Ebû Dâvûd)
İşte mesele tam da budur: Çokluk ama etkisizlik... Varlık ama güçsüzlük... Nimet ama şuur eksikliği...
Bir an durup düşünelim: Eğer Müslümanlar, sahip oldukları kaynakları sadece kendi menfaatleri için değil, ümmet bilinciyle kullansalardı ne olurdu Eğer enerji, gıda ve su; zulme karşı bir duruşun, adaletin ve izzetin aracı hâline getirilseydi... O zaman belki de ne emperyalist düzen bu kadar rahat at koşturabilir, ne siyonist çete bu kadar kan akıtabilir ne de mazlum coğrafyalar bu kadar sahipsiz kalırdı.
Kur'ân-ı Kerim'de Rabbimiz şöyle buyurur:
"Allah size yardım ederse, artık sizi yenecek yoktur; sizi yardımsız bırakırsa, O'ndan sonra size kim yardım edebilir" (Âl-i İmrân, 160)
Demek ki mesele sadece maddi imkânlar değil; o imkânların hangi bilinçle kullanıldığıdır. Çünkü imanla yoğrulmamış güç, başkasının elinde oyuncak olur. Şuurla birleşmeyen nimet ise bir imtihan vesilesidir.
Bugün ümmetin en büyük sorunu yokluk değil; birlik eksikliğidir. Her biri ayrı yöne savrulan parçalar hâlinde olan bir yapıdan, izzetli bir duruş çıkmaz. Oysa Kur'ân açıkça emrediyor:
"Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın ve parçalanmayın." (Âl-i İmrân, 103)
Bu ayet sadece bir tavsiye değil, bir varoluş reçetesidir. Birlik olmadan güç olmaz, güç olmadan adalet tesis edilemez.

7