Yeni şeyler söylemek lazım..!

AK Parti'de, bakanlar, milletvekilleri ve partinin üst düzey yönetimi ile düzenlenen 31'inci İstişare ve Değerlendirme ToplantısındaCumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhur İttifakı'nın hedef alındığını belirterek, "Milletimizle gönül köprülerimizi tekrar güçlendirirken, AK Parti ve Cumhur İttifakı'nın surlarında gedik açma girişimlerine fırsat vermeyeceğiz"dedi.

Erdoğan, 31 Aralık seçimlerinden hemen sonra da "Sadece oy kaybı değil kan ve ruh kaybı da var! Bu masadaki ben dahil herkes hesap verecek" diyerek yaptığı konuşmadan sonra iki ay geçti.!

MİLLET YORULDU..!

Erdoğan, Kızılcahamam'damillet yorulduderken; millet; "Biz yorulmadık yıllardır önümüze koyduğunuz bu sahte insan ve programlardan bıktık! Artık bunları istemiyoruz! Yorulanları siz tasfiye ediniz..! İstemiyoruz, yoksa biz sizi tasfiye edeceğiz" diyerek sandıkta cevabı vermiştir..!

Türkiye'nin gerçek problemi; liyakatsizlikte değil! Bu programları tam teslimiyetle uygulayan zihniyetlerdedir.! Kesin ve tek çözümü de; yaşanmış fakat ibret alınmamış bir tarihi vaka ile arz ediyorum!

Osmanlı'nın son sancılı günleri..!

Meşrutiyet Meclisi kurulmuş;İttihat ve Terakki Partisinden Malatya milletvekili seçilen Ahmed ağa mecliste "Hiç muhalefet yapmadığı ve konuşmadığından şüphelenen" Talat Paşa,onungizli bir muhalif olabileceğinidüşüncesiyle kendisine:

"Ahmed Ağa, senin ağzını açıp bir şey söylediğin yoktur. Memleket meseleleri hakkında elbet senin de düşüncelerin vardır. Bunları öğrenmek isterim."

Ahmed Ağa, itiraz yollu olarak; "Paşa! Ben çobanım. Memlekette çift çubuk, sürü sahibi bir ağayım. Memleket meselelerinden anlamam."

Talat Paşa itirazla:

"Hayır! Senin memleket meseleleri hakkında fikrin önemli, halkın içindesin..! Bak devlette suiistimalleri önleyemiyoruz! En güvendiğimiz adamların iş başına gelince şahsi menfaat peşinde koştuklarını görüyoruz.

(Hem kan, hem ruh kaybı yaşıyoruz..!)

ANADOLU'NUN FİKRİ NEDİR..!

Ahmed Ağa; "Bak paşa hz.! Bunu önlemenin bir çaresi vardır. Ama sana bunu söylesem de yapamazsın!" demiş.

Talat Paşa'nın ısrarı üzerine de başlamış anlatmaya..!

- "Ben hayata çoban olarak başladım. Yıllarca alnımın teriyle helal olarak çalışıp çırpınarak büyük bir koyun sürüsü meydana getirdim. Nihayet yaşlandım.Bütün işleri çocuklarıma devrederek işten çekildim. Aradan iki üç ay geçti.

SÜRÜYÜ KURDA KAPTIRMAK!

Çocuklarım yanıma gelerek sordular!

Baba sen hiç sürüyü kurda kaptırdın mı

"Hayır" dedim.

Onlar her gece kurda bir-iki koyun kaptırdıklarını söylediler.

Kendilerine: "Sürüde değişiklik yaptınız mı" diye sordum.

Dediler ki;

- "Sen tecrübeli bir insansın. Bu sürüyü dört zağarla (çoban köpeği) koruyordun. Biz bunu kâfi görmeyerek dört yeni zağar daha aldık. Buna rağmen her akşam bir veya iki koyunu kurda kaptırıyoruz."

Onlara dedim ki; "Bu aldığınız yeni zağarları gece boyunca gözetleyin. Bakalım ne göreceksiniz."

Ertesi gün gelip anlattılar;

"Gece yarısına doğru, yeni zağarlardan biri sürüdeki yerini terk ederek vadiye inmiş.Oradaki dişi kurtla iş tutmaya başlamış bu arada diğer kurt sürüdeki koyunları kapmış..!

Bu durumu öğrenince onlara dedim ki; "Bu zağarla kurt, daha evvel bulundukları bir sürüde bu işi yapmakta olmalıdırlar. Onun kafasına sıkıp öldürün..!"

Fakat ertesi gün yeni alınan zağarlardan bir diğerinin aynı işi yaptığını görmüşler.Sürü git gide telef olmaktadır..!

Bu sefer dedim ki:

"Yeni aldığınız zağarların hepsinin kafasına sıkın ve gözetlemeye devam edin! O zaman anladım ki, geldiği yerde bu işi yapan yeni zağarlar bizimkilere de bu işi öğretmişler,..!"