Toplumsal dayanışma!Ramazan! Zekat, fıtre, sadaka!!!
AHMET MARANKİ
Kur'ân'da zekâtın kimlere verileceği açıkça belirtilmiştir. Buna göre zekât şu kişilere verilir:
"Fakirler, Yoksullar, Borçlular, Yolda kalmışlar, (özgürlüğüne kavuşturulacak) Köleler, Allah yolunda olanlar, Zekât toplayan görevliler ve kalpleri İslam'a ısındırılacak kimseler."
Tövbe-60
.şeklinde belirtilmiştir. !
Fitre, fidye de tıpkı zekât gibi fakirlere verilmesi gereken bir ibadettir.
Zekât, Fitre ve Fidye bu ibadetler özellikle fakirin hakkıdır.
Hikmeti ise, zekât sosyal adalet içindir. Fakirin doğrudan hakkıdır, kul hakkı gibi görülmelidir!
Fitre sadakası, Ramazan ayının sonuna yetişen ve temel ihtiyaçlarından başka en az nisap miktarı bir mala sahip bulunan her Müslüman için verilmesivacipolan bir sadakadır. Buna yalnız "Fitre" de denir.
Fitre sadakasının vacip olması, zekatın farz kılınmasından öncedir.
Bu bir yardımlaşmadır,
Yoksulların ihtiyaçlarını gidermeye, bayram gününün sevincine katılmalarına bir yardımdır.
Bu yönü ile fitre sadakası, insanlık için bir hayır ve bir görevdir.
Fitre sadakası,Ramazan Bayramının birinci günü fecrin doğuşundan itibaren vacip olursa da, bundan önce ve bundan daha sonra da verilebilir.Önceden verilmesiyle fakirler bayramlık ihtiyaçlarını gidermiş olurlar.
Fitre Bayramdan sonraya bırakılması ile bu sadaka düşmez, kaza edilmesi gerekir.
Fitre sadakası,nisap miktarı bir mala sahip olan her hür Müslüman için vaciptir, ister çocuk olsun, ister mecnun olsun.!
Bunların velileri, bunların mallarından bu sadakayı vermezlerse, kendileri baliğ olduktan veya iyileştikten sonra bu sadakayı ödemekle yükümlü bulunurlar.
Toplumsal barışın ve dayanışmanın sağlanması açısından gelin bu Ramazan'ı taşlandırarak zekat, fitre ve sadakalarımızı en yüksek seviyede
Kur'an'ın emrettiği şekilde silsile ileFakirler, Yoksullar, Borçlular, Yolda kalmışlar, (özgürlüğüne kavuşturulacak) Köleler, Allah yolunda olanlar, Zekât toplayan görevliler ve kalpleri İslam'a ısındırılacak kimseler yanında; dünyanın ve Türkiye'mizin geçim indekslerini zorlaştığı günümüzde sosyal Barış'ı sağlamak adına iş yeri sahibi olanların, işçi çalıştıranların zekat, fitre ve diğer üzerine düşen İslami ve vecibelerini çalıştığı iş yerindeki kendisine bu zekâtı verme imkanı sağlayan- yani gelir kazanmasına sebep olan çalışanlarına-
İslam Şeriatına ve İslam hukuku Mecelle de bildirilen silsile gereği;
Önce hane dairesi-yakın akrabalar,
Sonra mahalle dairesi-ihtiyacı olan komşular,
Sonra şehirde memlekette, bütün küre'i arz'da da ihtiyacı olan mağdur ve mazlumlara yardımlarımızı ulaştırmalıyız!!!
Bediüzzaman'ın Medresetü'z-Zehra -Modeli ve Zekât!
Bediüzzaman hazretleri, Medresetü'z Zehra için zekât verilmesi "bil'istihkak kendine münhasır"olarak öngörmüştür.
Şöyle ki:
Şu medrese, çekirdek gibi bilkuvve bir şecere-i tûbâyı tazammun eyliyor. Eğer hamiyet ve gayretle yeşillense, tabiatıyla madde-i hayatını cezb ile sizin kuru kesenizden istiğna edecektir.
Bediüzzaman, zekâtı Medresetü'z-Zehra'ya mahsus meşru bir hak olarak görmüşse de; zekâtın tümünü değil, bir bölümünü kast ederek önemli bir sınırlamaya dikkat çekmiştir!
Gaye-i hayal ettiği "Medresetü'z-Zehra"öyle büyük bir üniversitedir ki, zekâtın bir kısmını hak ederek kendisine tahsis ettirecek derecede meşru ve gerekli bir hizmet olarak kabul etmiş olupburada da hedef orada okuyan "talebelere" kasıt vardır!
Bediüzzaman; eğitim hizmetinin zekât kadar öncelikli olduğunu mealen şöyle buyurmuştur!

7