Tarikat, hakikat ve cemaat gerçeği (3)

ALLAH YOLUNDA OLANLAR!

Mezopotamya'da Abdulkadir Geylanî, Ahmed-i Rufai, Afrika'da Ahmed-i Bedevî, Şazelî,

Anadolu'da Mevlâna, Maveraünnehir'de Şah-ı Nakşibendi ve Ahmet'i Yesevî ..Vesaire gibi birçok kudretli ve necib simalar yetişip, bu ümmetin irşadına vesile oldular.

Bediüzzaman asrın bu elleme'lerin pekçoğundan ilham aldı ilim tedris etti!

Kur'an'ın bir manada tefsiri olan iman hakikatlerini anlatan Risale-i Nur külliyatındaki eserlerinde bu âlimlerin ilimlerinden istifade etti!

DELALET!

İLİM VE FENDEN GELİYOR..!

"Bilirsiniz ki; eğer dalâlet cehaletten gelse izalesi kolaydır. Fakat dalâlet, fenden ve ilimden gelse, izalesi müşküldür. Eski zamanda ikinci kısım, binde bir bulunuyordu. Bulunanlardan ancak binden biri irşad ile yola gelebilirdi. Çünkü öyleler kendilerini beğeniyorlar; hem bilmiyorlar, hem kendilerini bilir zannediyorlar. Cenab-ı Hak şu zamanda, i'caz-ı Kur'an'ın mânevî lemaatından olan mâlum Sözler'i, şu dalalet zındıkasına bir tiryak hâsiyetini vermiş tasavvurundayım."RNK-Beşinci Mektup

"Risale-i Nur; ibadet yerinde, ilim içinde hakikata bir yol açmış; sülûk ve evrad yerinde, mantıkî bürhanlarla ilmî hüccetler içinde hakikat-ül hakaika yol açmış ve ilm-i tasavvuf ve tarikat yerinde, doğrudan doğruya ilm-i kelam içinde ve ilm-i akide ve usulü'd-Din içinde bir velâyet-i kübra yolunu açmış."RNK-Emirdağ Lahikası-I, 53. Mektup

BATILI FEYLESOFLARIN

ÇÖZEMEDİKLERİNİ ÇÖZMÜŞTÜR!

Bediüzzaman Hazretleri bu hizmetiyle, yani delil ve bürhan, fesahat ve belağat kılıçları ile muarızlara karşı durup, İslam'a cephe alan mütecavizleri defetti. Yıllardan beri birikmiş esrarengiz sualleri vuzuha kavuşturdu. Mesela,İbn-i Sina, Farabî, Eflatun ve Aristogibi dâhi hükemanın bile hakkıyla içinden çıkamadıkları, haşr-i cismanînin ispatı, küllî ve cüz'î irade meselesi, insanın kâinatla olan münasebeti, kader ve kaza gibi derin mevzuları akıllara güneş gibi gösterdi. Böylece, dalalete düşen ve azim bir felaket ile karşı karşıya kalan gençlerin imanlarını, iffetlerini ve haysiyetlerini kurtarmaya muvaffak oldu.

Şöyle ki;

Tekke, zaviye ve medreseler kapatılmış, her türlü dinî tedrisat yasak edilmiş, Kur'an okuyup okutanlar takibat altına alınmışlardı. Batı kaynaklı menfi cereyanlar meydana çıkarak, bu necib milletin imanına ve vicdanına hücum ediyor, milli ve dini ahlakının kapıları sımsıkı kapatılmıştı. Avrupa'ya tahsil için gönderilen gençler materyalist felsefenin tesirinde kalarak oradan ilim, irfan ve teknoloji yerine; şüphe, tereddüt ve inkâr getirmişlerdi. Artık hariçten gelen menfi cereyanlar ve ideolojilere karşı kapılar ardına kadar açılmıştı. Yetişen nesil, mukaddesatına, tarihine, öz kültürüne karşı yabancılaşmış, dinî ve millî seciyelerini muhafaza ve müdafaa etmek istidadını bütün bütün kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya bırakılmıştı.