Taklidi imandan tahkikiye geçebilmek..!

Taklidi imandan tahkikiye geçebilmek..!

Ahmet Maranki

Bugün de size yine topluma en çok lazım olan pekçok defa yazdığım İMAN'i konuda bir Tebliği yapmak istedim!

Günümüz Türkiyesi'nde dünyanın geldiği noktada son hadiseler ışığında Türkiye'de Müslüman dünyasındayaşananları düşünürken birden aklıma geldi!

Müslümanlar nasıl bu hale geldi!

Eskimez pek çok kitapta Gazali'den tutun da pek çok İslam alimi hadiseleri hikayelerle anlatmıştır! Ben de geçen gün bir konuşmada dinlemiştim tam da dünyada dört kişiden birinin Müslüman ve Türkiyemiz'de de 99.. Müslüman olduğu iddia edilen toplulukları kast etmeyerek başka bir koloniden size biz de bir misal verelim artık siz onu yerli yerine koyarsınız ferasetiniz derecesinde..!

Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik!

Akılları gözlerine inenlerce de anlaşılabilecek bir halk hikayesi ile konuyu anlatmak isterim!

Hikaye bu ya;

O alemlerden birinde oradaki yaratıkların ihtiyaçlarını karşılayacak koloniler varmış!!

Bir ağanın bir çiftliği varmış, çok güzel bir çiftlik. Çiftlikte çalışan, kulübeleri küçük evleri olan, orda yatar, yer, içer, çoluk çocuğuyla da çiftlikte çalışan işçiler.

Çiftlik sahibi ağa da çok mükemmel ideal örnek bir insanmış, herkes çok seviyormuş o ağayı...

Çiftlikte örnek bir çiftlik bütün ihtiyaçları karşılıyor her ihtiyacının da karşılığını bulabiliyorsun!

Bir gün ağa kahyayı çağırmış ve kendisine demiş ki; kahya ben bir sefere çıkacağım. Dönüp dönmeyeceğimi bilemiyorum!

Ancak girişimi kimseye bildirme çiftliği mi öyle idare et ki döndüğümde aynısını bulayım der ve bununla ilgili de kahyaya talimatname gibi yazılı bir kitapbırakır.

Sabah olur kahya ilk gün bütün ahaliyi toplar ve talimatnameyi okur buna göre hayatınızı devam ettireceksiniz gelene kadar hiçbir eksiklik istemiyorum der hatta daha sonraları işçilerin her birine bu talimatnameden birer tane verir elinizde bulunsun ki eksik iş yapmayın, ağayı mahcup etmeyelim diye...!

İş öyle hale geliyor ki yazılan talimatlara uymak yerine onu süsleyip çerçeveleri asarak evlerinin duvarlarına koyuyorlar talimatname orada duruyor ona bakıp bakıp hüzünleniyorlar, ölüm günlerinde ayrılış günlerinde mutlu günlerinde oradan çıkarıp zaman zaman okuyorlar hatta hatta ağaya bağlılıklarını belirtmek için çiftliğin içinde öyle cemaatler gruplar oluşuyor ki onlar değişik makamlarları dağlarla sanki bugünkü İsrail'iyat tasavvufu gibi okuyarak hüzünlenip kadın çoluk çocukağlıyorlar tabii ki ağayı o kadar çok seviyorlar ki ağadan kalan kitap yani talimat namebu olduğu için çocuklara da ezberletiliyor.

Güzel okuma yarışmaları!

Bir gün diyor ki;"Ağanın mektubunu okuma yarışması yaptıralım.! Çocuklarımıza en güzel kim okur" Ve okuma yarışması düzenliyorlar işte çocuklara ödül veriyorlar 1. gelen, 2. gelen, 3. gelen... Ağanın mektubunun hafızları oluşuyor çiftlikte.

İş öyle hale geliyor ki çiftlik içindeki gruplarda farklı versiyonda yazılı talimatnameler ve okuyucular öyle hürmet görüyor ki artık ağadan ve talimatnameden çok hocalara yani okuyanlara onlara hürmet edilmeye başlanıyor!

Ağa bir gün geri döner ve hesap sorarsa

Talimatnamede yazanı bir düşünün, fikir edin, akıl edin...!

Sözler yerine sadece ezber de kaldığı için ve hayata geçirilmediği için çiftlik içindeki insanlar da sağlıksız belirsiz ne ağanın yolunda giden ne Paşa'nın yolunda giden ne eğrisi belli ne doğrusu belli olmayan, güruh haline gelmiş böylebir topluluk oluşmuş...!