Ramazan sohbetleri (2)

Ramazan sohbetleri (2)

AHMET MARANKİ

"Bu dünya hayatı hakikatte sadece bir oyun ve eğlenceden ibarettir; âhiret yurduna gelince işte asıl hayat odur; keşke bunu bilselerdi!" (Ankebut64. Ayet)

Ramazan ve oruç!

Ramazan ayini bir nevi insanlara uyandırma akıl etme ve ahireti düşündürme ve farkındalıklı olma ayı olarak da Allah'ın bize bir mükâfatı olduğunu düşünmeliyiz!

Oruç, hayat-ı içtimaiye-i insaniyeye baktığı cihetle çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki:

İnsanlar, maişet cihetinde muhtelif bir surette halkedilmişler. Cenab-ı Hakk o ihtilafa binaen, zenginleri fukaraların muavenetine davet ediyor. Halbuki zenginler, fukaranın acınacak acı hallerini ve açlıklarını, oruçtaki açlıkla tam hissedebilirler. Eğer oruç olmazsa, nefisperest çok zenginler bulunabilir ki, açlık ve fakirlik ne kadar elîm ve onlar şefkate ne kadar muhtaç olduğunu idrak edemez. Bu cihette insaniyetteki hemcinsine şefkat ise, şükr-ü hakikînin bir esasıdır. Hangi ferd olursa olsun, kendinden bir cihette daha fakiri bulabilir. Ona karşı şefkate mükelleftir. Eğer nefsine açlık çektirmek mecburiyeti olmazsa, şefkat vasıtasıyla muavenete mükellef olduğu ihsanı ve yardımı yapamaz; yapsa da tam olamaz. Çünkü hakikî o haleti kendi nefsinde hissetmiyor. (Mektubat RNK)

Bediüzzaman Said Nursi Risale-i Nur Külliyatı'nda Ramazan'ın hikmetleri ile ilgili Kur'an ve Sünnetullah'a dayanarak pek çok izahatlar yapmıştır!

Biz bu yazı dizimizde Kur'an ve Sünnet noktasında bu hakikatleri sizlerle imkan nispetinde sadeleştirerek paylaşarak; Ramazan'ın kutsiyetini ve insanlığa verdiği mesajları tarihe bir kere daha bu satırlarda kayıt düşüp insanlığın idrakine, uyanışına vesile olması için tebliğ vazifemi yapıyorum!

Ramazan-ı Şerif'in pek çok hikmetlerinden dokuz hikmeti beyan eden "Dokuz Nükte"dir.

Birinci Nükte:

Ramazan-ı Şerifteki savm, İslâmiyet'in erkân-ı hamsesinin birincilerindendir.

Hem şeair-i İslâmiyenin a'zamlarındandır.

İşte Ramazan-ı Şerifteki orucun çok hikmetleri; hem Cenab-ı Hakk'ın rububiyetine, hem insanın hayat-ı içtimaiyesine, hem hayat-ı şahsiyesine, hem nefsin terbiyesine, hem niam-ı İlahiyenin şükrüne bakar hikmetleri var. Cenab-ı Hakk'ın rububiyeti noktasında orucun çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki:

Cenab-ı Hakk zemin yüzünü bir sofra-i nimet suretinde halk ettiği ve bütün enva-ı nimeti o sofrada, bir tarzda o sofraya dizdiği cihetle kemal-i rububiyetini ve rahmaniyet ve rahîmiyetini o vaziyetle ifade ediyor.

İnsanlar gaflet perdesi altında ve esbab dairesinde o vaziyetin ifade ettiği hakikatı tam göremiyor, bazen unutuyor.

Ramazan-ı Şerifte ise, ehl-i iman birden muntazam bir ordu hükmüne geçer. Sultan-ı Ezelî'nin ziyafetine davet edilmiş bir surette akşama yakın "Buyurunuz" emrini bekliyorlar gibi bir tavr-ı ubudiyetkârane göstermeleri, o şefkatli ve haşmetli ve külliyetli rahmaniyete karşı, vüs'atli ve azametli ve intizamlı bir ubudiyetle mukabele ediyorlar. Acaba böyle ulvî ubudiyete ve şeref-i keramete iştirak etmeyen insanlar insan ismine lâyık mıdırlar

İkinci Nükte:

RAMAZAN ORUCU NİMETLERE ŞÜKÜRDÜR!

Şükür elhamdülillah! Allah Allah illallah elhamdülillah!

Ramazan-ı Mübarekin savmı, Cenab-ı Hakk'ın nimetlerinin şükrüne baktığı cihetle, çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki:

RNK'da Birinci Söz'de denildiği gibi;

Bir padişahın matbahından bir tablacının getirdiği taamlar bir fiyat ister. Tablacıya bahşiş verildiği halde, çok kıymetdar olan o nimetleri kıymetsiz zannedip onu in'am edeni tanımamak nihayet derecede bir belâhet olduğu gibi, Cenab-ı