Mekke'de olsam da buraya gelmek lâzımdı!
Bediüzzaman!!!
AHMET MARANKİ
Bediüzzaman: "Biz imanı kurtarmak ve Kur'ân'a hizmet için, Mekke'de olsam da buraya gelmek lâzımdı. Çünkü en ziyade burada ihtiyaç var. Binler ruhum olsa, binler hastalıklara müptela olsam ve zahmetler çeksem, yine bu milletin imanına saadetine hizmet için burada kalmaya Kur'ân'dan aldığım dersle karar verdim ve vermişiz." (Emirdağ Lahikası-335)
Bu kadar eziyet ve sıkıntı çeken birinden duyamayacağımız bu cümlelerin arka planındaki ruh haline ve yaşanmışlıklara bakmadan sanırım Onu anlamak mümkün değil!
Bediüzzaman Said Nursî (1878-1960) kimdir
İslâm, Kur'ân, vatan ve millet uğrundaki mücahedesi; îmân hakikatlerini anlatmak için yazdığı Risale-i Nur eserleri ve bunların yayılması için verdiği mücadele, bu yolda muhatap olduğu sürgün, zulüm, işkence, hapis, tecrid-i mutlaklar, zehirlenmeler ve bunlar karşısındaki söz, tavır ve müdafaaları Said Nursî'nin, nasıl bir kişiliğe sahip olduğu hakkında bize bir fikir verir; onun manevî şahsiyeti, Risale-i Nur Külliyatı, Külliyat içindeki Tarihçe-i Hayat, Lâhika Mektupları ve Mahkeme Müdafaaları incelenince BEDİÜZZAMAN'IN KİM OLDUĞU daha geniş bir şekilde görünür. Bediüzzaman'ın gençlik günlerinden ömrünün nihayetine bu hayat yolculuğu, hayatını bir büyük hakikat uğruna adamanın ve bu adanmışlığın hakkını verecek şekilde bir donanımla yaşamanın bir örneğidir.
Kendisi,"İnsanın kıymeti himmeti nisbetindedir, himmeti ise hedef ittihaz ettiği maksadın derece-i ehemmiyetine bakar" der. (Hutbeyi Şamiye-51)
Büyük bir yükü omuzlamanın insanın kıymetini de, gayretini de nasıl büyüttüğünü onun hayatında görürüz.
"Kimin himmeti milleti ise o tek başına bir millettir."(hutbeyi Şamiye-50)
İHLAS'IN SEMBOLÜ! BEDİÜZZAMAN!!!
Davasına dünyevî hiçbir hesap karışmamış; hakikate hizmetin mükâfatı yalnız ve yalnız Allah'ın rızası olmalı demiş, ücreti de sadece Allah'tan beklemiştir.
Bu sebeple Sultan Abdülhamid'in tahsis ettiği maaşı da kabul etmemiş, Mustafa Kemal'in makam ve maaş teklifini kabul etmemiştir!
Hayatı boyunca bu prensibinden hiç ödün vermemiştir.
İhlasilkesiyle; uhrevî bir hizmeti dünyevî bir menfaate âlet etmeme hassasiyetiyle açıklar. Böyle bir şey, "elması şişeye çevirmek; hakikat elmasını kırık camlarla değişmek gibidir"!
BEDİÜZZAMAN'IN SİYASİLERE BAKIŞI!
Yer Denizli Ağır ceza Mahkemesinde Savcının: "Siyasetle meşgul oluyormuşsunuz"
Bu ithama Bediüzzaman'ın cevabı şöyledir:
"Hey bedbahtlar! Risale-i Nur... emniyeti, asayişi, hürriyeti, adaleti sağlar... Bana vereceğiniz en ağır cezaya da beş para vermem. Hiç ehemmiyeti yok. Çünkü ben kabir kapısında, yetmiş yaşındayım. Mazlum ve masum bir-iki sene hayatı, şehitlik mertebesiyle değiştirmek benim için büyük saadettir. Bizim gibiler için ölüm bir terhis tezkeresidir. Sonu idam da olsa, bizim için bir saat zahmet, ebedî saâdetin ve rahmetin anahtarı olur..."(Şualar- 582)
"...Madem ki, nur-u hakikat, imana muhtaç gönüllerde tesirini yapıyor, bir Said değil, bin Said feda olsun. Yirmi sekiz senedir çektiğim eza ve cefalar, maruz kaldığım işkenceler, katlandığım musibetler helâl olsun! Bana zulmedenlerin, beni kasaba kasaba dolaştıranların, hakaret edenlerin, türlü türlü ithamlarla mahkûm etmek isteyenlerin hepsine hakkımı helâl ettim..."der.(Şualar -336)
HİMMETİ MİLLET OLAN! BEDİÜZZAMAN!!
İşte sayfalara sığdıramayacağımız böylesine zor ve hakikatler uğruna bedel ödemeye hazır bir hayat yaşayan Bediüzzaman neden ülkesini hiçbir şartta terk etmemiştir!

5