Kıyamet yaklaşıyor mu (2)

Kıyamet yaklaşıyor mu (2)

AHMET MARANKİ

Kıyamet gününü gördüklerinde (dünyada) sadece bir akşam vakti veya onun kuşluğu kadar kaldıklarını sanırlar

(Naziât Suresi 46.Ayet )

İnsanlık ister inansın, ister inanmasın, gerçek değişmeyecek ve kıyâmet mutlaka kopacaktır.

Bu ayette kıyametin dehşetli manzaralarından biri ibretle insanlığı arz edilir:

O gün gözler, aniden tepelerine inen şiddetli hadiselerden duydukları korku, hayret ve dehşet karşısında faltaşı gibi açılacak, şaşırıp kalacaktır. Kıyâmet gerçeğinin, yıldırımın çakması gibi, tüm dehşeti ve netliği ile ortaya çıkmasıyla birlikte insanın gözünden bütün dünya yerinden oynayıp silinmeye başlayacaktır. Bu sırada ayın ışığı sönüp kararacak,"Güneş dürülüp ışığı söndüğü zaman"(Tekvîr 811) âyetinin haber verdiği üzere güneşin de ışığı sönecek ve güneşle ay bir araya getirilecek, yokluk deryasına dalıp görünmez olacaklardır. Bu dehşetli hâdiseler karşısında ne yapacağını şaşıran inkârcı-günahkâr insan kaçmak için yer arayacak, fakat hesap vermek üzere Yüce Allah'ın huzuruna varıp dikilmekten başka bir yol bulamayacaktır:

ALLAH CC KIYAMET SURESI'NDE MÜNKİRLERİ İMANA DAVET EDİYOR!

13. O gün insana yapıp önden gönderdiği ve yapmayıp geride bıraktığı her şey haber verilir.

14. Artık insan kendi aleyhinde bir şâhit ve bir delildir;

15. Kurtulmak için türlü türlü mazeretler ileri sürse de!

HESAP GÜNÜ İNSAN HAYATI BİR FİLM ŞERİDİ GİBİ ORTAYA KONACAKTIR!

İnsana "önce ve sonra yaptığı her şeyin bir bir haber verilmesi"ifadesini şu şekillerde anlamak mümkündür:

İnsana, ölmeden önce hangi iyilikleri ve kötülükleri yapıp âhirete göndermiş olduğu bildirilecek, amel defteri kendisine gösterilecektir. Dünyada iken yapmış olduğu gerek iyi gerek kötü amellerin, ölümünden sonra ardından gelen nesillerde iyi veya kötü ne gibi bir iz bıraktığını bu defterde görecektir.

Ona dünyada yapması lazım gelirken yapmadığı iyilikler ve yapmaması gerekirken yaptığı kötülükler gösterilecektir.

Önce ne yapmış sonra ne yapmış, hepsi sırasına göre bir tablo halinde kendisine gösterilecektir.

Aslında bunların gösterilmesine ve haber verilmesine gerek bile yoktur. Bundan maksat, sadece mahkemede ona karşı bir delil ve şâhit olmasıdır. Çünkü o gün insan kendi kendine şâhit olarak yetecektir. Âyet-i kerîmelerde buyrulur:

"Biz her insanın sevabını ve günahını boynuna doladık; öyle ki, kıyâmet günü önüne, her şeyi açık açık kaydedilmiş bulacağı bir defter çıkaracağız. Ona: "Oku şimdi defterini! Bugün sana hesap görücü olarak kendi nefsin yeter! diyeceğiz."(İsrâ 1713-14)

BEDENİMİZ ŞAHİTLİK EDECEK!

O gün insanın azaları kendilerinin ne yaptıklarına şâhitlik edecek, insan buna mani olamayacaktır:

"Nihâyet ateşin karşısına geldiklerinde kendi kulakları, gözleri ve derileri, vaktiyle işledikleri bütün kötülükleri söyleyip onların aleyhinde şâhitlik edecekler. Derilerine öfke ve hayretle: "Niçin aleyhimizde şâhitlik ediyorsunuz" diye çıkışacaklar. Derileri ise: "Ne yapalım; her şeyi konuşturan Allah bizi de konuşturdu. Sizi başlangıçta yaratan O idi; yine O'na dönüyorsunuz diye cevap verecekler."(Fussılet 4120-21)

Demek ki, o gün her şey tüm açıklığı ile ortaya çıkacağına göre, insanın, kendini haklı çıkarmak için ileri süreceği hiçbir mazeret ona fayda vermeyecektir. İşte Kur'an, insanı bekleyen bu tehlikeleri haber vermek üzere indirilmektedir.

16. Rasûlüm! Sana vahyedilen âyetleri hemen ezberleyip bellemek için dilini kıpırdatma.

17. Çünkü onu senin kalbinde toplayıp ezberletmek de, onu dilinde akıtıp okutmak da bize aittir.