Değerli takipçilerim; bu hafta da size cuma gününün manevi atmosferi altında; kitleleri uyutma psikolojisi içinde suni gündemlerle birilerinin kuyuya attığıtaşı çıkarmak yerine ilahi Kelâm'dan ve O'nun resulünden günümüzle ilgili kıssadan hisse Kur'an ve sünnetullahla hemhal olmaya ve tebliğimizi yapmaya çalışacağız..!
Biz inanıyoruz ve iman etmişiz ki;
Rızkı, mevkii, makamı, malı, evladı, cennetteki köşkleri, dünyevi ve uhrevi saadeti amellerimize ve niyetlerimize göre bize Allah (c.c) verecektir!
Ey insanlar sizi huzurumuza yaklaştıracak olan, mallarınız ve evlatlarınız değildir. Size kendi inancınız ve yaptığınız güzel işlere göre mükâfat ve ceza vardır.
İşte, güzel bir inançla yaptığınız güzel işler karşılığında, cennetin köşkleri içerisinde mutluluk ve emniyet içinde olacaksınız, Kur'an'ı yalanlamak ve onu inkar etmek için yarış edenler huzurumuza büyük azap içinde getirileceklerdir. De ki; Allah kullarından dilediği kimseye rızkı genişletir, dilerse daraltır, her neyi hayır için harcarsanız, O harcadığınızın yerine daha fazlasını verir. O rızık verenlerin en hayırlısıdır. (Sebe 3739)
Bediüzzaman risalelerinde; bu konuyla ilgili
"ALLAH birdir. Başka şeylere müracaat edip yorulma. Onlara tenezzül edip mihnet çekme. Onlara temellûk edip boyun eğme. Onların arkasına düşüp zahmet çekme. Onlardan korkup titreme. İsteyeceksen Allah'tan iste" diyerek Bediüzzaman da Risale-i Nur'da talebelerini uyarmıştır..!
DAVASIZ MÜSLÜMANLAR!
Şairin dediği gibi ahir zaman alametlerinin pek çoğunu zuhur ettiği bu zamanda bizler de diyoruz ki:
Sözü mümin, özü şeytandan usandım
Dili mümin, kalbi şeytandan usandım
Herkesin kahrı çekilir amma, ben davasız Müslümandan usandım. (Mirze Elekber Sâbir)
Cehaletle kıyasıya alay eden, Türk milletinin çağın ilerisinde bir zihniyete kavuşmasını dileyen, ancak Anadolu'da pek tanınmayan büyük bir Azeri hiciv şairivardır:
Türk dünyasının en önemli şairlerinden biri olan 1862 yılında doğan Mirze Elekber Sâbir;Aşkabat, Buhara, Semerkand, Merv, Horasan şehirlerinde Türk dilini ve sanatını anlatmakla hayatını geçirir!
Osmanlı'nın son dönemlerini misakı milli sınırları içindeki Azerbaycan ve Kafkasya Batum bölgesinde yaşayarak geçirir!
Din adına Osmanlı'nın son dönemlerinde yıkılışına da vesile olan olayları yaşayarak görür..!
Benim de 1993-2008 yıllarında Kafkasya bölgesindeki resmi görevlerimde o yıllarda halen yaşanan gerçeklerdir!
Hophopnâme!
Mirza Alekber Sabir'insağlığında devlet adamları tarafından eleştirilerinden dolayı hiçbir kitabı basılmaz.
Ölümünden sonra 1912 yılında birçok Azerbaycan aydınlarının müşterek çabalarıyla "Hophopnâme" adlı kitabı basılır. Bu eseri, Prof. Dr. A. Mecit Doğru tarafından Türkiye Türkçesi'yle yayımlanır. ("Hophopnâme", Nadir Kitap, 1975)
100 YIL ÖNCE DE ORTA DOĞU VE KAFKASLAR'DAKİ MÜSLÜMANLAR BAŞSIZ VE ÇARESİZDİLER!
Azerî şair Mirza Ali Ekber Sâbir'e"Harda Müselman görirem, korharam"şiirinde kendini bugün de maalesef İslam dünyasında yaşadığımız gerçeklerle insanları İslam'dan korkutanları hicveder!
İSLAM SEVGİ VE BARIŞ DİNİDİR! KİN VE NEFRET TOHUMU EKENLERİN DİNİ DEĞİLDİR!
Tüm bu saydığım haksız, hukuksuz, gayri İslami davranışlara karşı sessiz ve tepkisiz kalan, seyreden; yıllardır topluma, gerçek İslam'ın mesajı olan insanlar arasındaki ''sevgi'' ve ''barış''söylemi yerine ''

135