• Hakkı Gözetmek:Allah›ın emirlerine riayet edip yasaklarından kaçınarak, aşırıya gitmeden hak ve adalet ölçüleri içerisinde kalmayı temsil eder.
• Söz ve Eylem Bütünlüğü:Dürüst insan modelini inşa eden; emanete sadık, güç karşısında eğilip bükülmeyen bir duruşu simgeler.
İslam geleneğinde bu ayet, içeriğinin ağırlığı ve kapsadığı sorumluluk nedeniyle Hz. Muhammed›in (s.a.v.) "Hûd Suresi beni ihtiyarlattı"şeklinde ifade ettiği en zorlu ve derin emirlerden biri olarak kabul edilir.
Risale-i Nur'da geniş kapsamlı olarak ele alınan Fatiha Sûresi gerçekten en mükemmel bir şekilde tefsiri yapılmıştır.
Diğer tefsirlerden farklı birçok ilmi sırları ihtiva eden ve vehbi ilimden gelen rahmanî hakikatleri işaret ediyor.
Mana itibariyle Kur'ân'ın bir fihristi, bir özeti ve bir kapısı hususiyetini taşır.
"Rahman ve Rahim"ismiyle bütün âlemlerin Rabbi olduğunu ilân ederek başlıyor.
"O din gününün sahibi" demekle, mahşer günü kurulacak insan tasavvurunu aşan ahiret âlemlerinden bahsediyor.
"İyyake ne'budu, ve iyyake nes'tein"demekle İnsan Allah'a verdiği en büyük sözü ilân ediyor.
Aynı zamanda kâinat içinde bir zerre kadar olan insan Allah'a muhatap oluyor, kesret içinde vahdete yol bulur. Herkes, her mertebede "yalnız Sana kulluk eder, yalnız Senden yardım dileriz" deyip doğrudan doğruya Zat ı Akdes'e, hitap ederek müteveccih olur.
(14. Lem'a 2. makam 4. sır)
Sonraki âyette dosdoğru yola ulaşmanın ancak Allah'ın hidayet buyurmasıyla mümkün olacağı ifade ediliyor.
En son kısmında ise, bir mü'min olarak en çok arzu ettiğimiz ve en çok sığınmamız gereken bir neticeden bahsediliyor.
Evet en çok istediğimiz şey, "gerçek nimet ve lütfuna erdirdiklerinin yoluna ilet bizi"demekle; nebilerin, sıddıkların, şehitlerin, salihlerin yoluna bizi ulaştır diyoruz.
Fatiha Sûresi bize en çok sığınmamız gereken hallerden ve güruhtan bahsediyor. "bizi gazaba uğramışların ve sapmışların yolundan koru"diyerek, korunma duâsıyla bitiyor.
Fatiha aynı zamanda büyük bir duâ ve niyaz menbaıdır.
Bize düşen Fatiha'yı anlamak ve esas olarak da yaşamaktır!
Üçüncü Medrese-i Yusufiye olan Afyon hapsinde telif edilen On Beşinci Şuâ El-Hüccetü'z-Zehra Risalesi İki Makamdan ibaret kıymetli bir ders.
Birinci Makamın İkinci Kısmı ise Fâtiha-i Şerifenin bir muhtasar hülâsası.
Bediüzzaman Hazretleri El-Hüccetü'z-Zehra Risalesinin önemini şu şekilde ifade ediyor: "Bu ders zâhiren küçük, hakikaten pek büyük ve çok kuvvetli ve çok geniş bir risaledir. Hem benim tefekkürî hayatımın, hem Nurun tahkikî hayat-ı mâneviyesinin ilme'l-yakîn-ayne'l-yakîn ittihadından çıkan bir meyve-i imaniye ve firdevsî bir semere-i Kur'âniyedir."
İkinci kısımda yer alan Fâtiha-i Şerife tefsirinde Fâtiha-i Şerifenin altıncı kelimesi olan "İhdinâ's-sırâta'l-müstakîm (Bizi doğru yola ilet)"âyetinin kudsî manalarını anlamaya çalışacağız.
Bediüzzaman bu ayetle ilgili yine bir tefekküri Derinlikle;

27