Bediüzzaman Said Nursî, bu mübarek camide, bu mübarek mabedin minberinde, büyük âlimlerden oluşan bir topluluğun ve binlerce Müslümanın huzurunda durdu.
Ve daha sonraHutbe-i Şamiyeadıyla meşhur olacak tarihî hutbesini okudu.
Şöyle dedi: "Ben bu minbere sizi büyütmek veya size yol göstermek için çıkmadım. Bu benim işim değildir ve kendim için böyle bir iddiada bulunmuyorum."
Ardından kendisini bir çocuğa benzetti: "Benim durumum, günün sonunda okulundan dönen ve öğretmeninden öğrendiklerini babasına anlatan bir çocuğun durumu gibidir."
Bediüzzaman şöyle devam eder: "Ben bugün sizin karşınızda aynı talebe olarak duruyorum. Sizden öğrendiklerimi size arz ediyorum."
"Eğer doğru söylediysem, bu Allah'ın tevfiki ve sizin tasdikiniz sayesindedir."
"Eğer hata ettiysem sizden düzeltmenizi ve beni doğrultmanızı rica ediyorum."
Çünkü hutbesinde şöyle demişti:
"Siz yüzyıllardır bu ümmetin öğretmenlerisiniz; biz ise hâlâ sizin talebeleriniziz."
Ben de bugün, bir asırdan fazla zaman önce Said Nursî'nin söylediği bu sözleri aynı duygularla sizin huzurunuzda tekrar ediyorum.
Aziz kardeşlerim!
Bediüzzaman Said Nursî, Hutbe-i Şamiye'de ümmete, bugün dahi canlılığını koruyan büyük gerçeklerden söz etmiştir. Bunların ilki, ümitsizliği öldürmek ve umudu diriltmektir. Çünkü ümitsizlik müminlerin ahlakından değildir. Allah'ın rahmetinden ümit kesmek de iman ehlinin özelliklerinden değildir! Allah'ın vaadinin hak olduğuna iman eder.
Ey kardeşlerim!
Bütün dünyanın akıllıları bir araya gelse, bu zaferi yalnızca akıl yoluyla açıklayabilirler mi On yıllarca süren zulüm ve imha döneminin sona ermesini, bu sürecin çok kısa bir zaman içerisinde bitmesini sadece akılla açıklamak mümkün müdür Hayır. Bu, yalnızca Allah'ın lütfudur.
Bediüzzaman'ın ilk çağrılarından biri ümitsizliği öldürmekti.
Bugün de ne kadar ihtiyacımız var buna!
"Bizim üç büyük düşmanımız vardır:
Cehalet, fakirlik ve ayrılık."
Ve bu düşmanlarla mücadeledeki üç silahımızın da: İlim, çalışma ve birlik olduğunu söyledi.
Bugünkü durumumuz, Bediüzzaman'ın bu sözleri söylediği dönemin şartlarına ne kadar da benziyor! Bu hastalıklar hâlâ bizim kalkınmamızın önündeki engellerdir.
Ve bunların tedavi yolları da hâlâ aynıdır:
İlim cehaleti ortadan kaldırır. Çalışma fakirliği ortadan kaldırır. Birlik ise bölünme ve parçalanma sayfasını kapatır.
Aziz kardeşlerim!
Daima hatırlayın: Şam sıradan şehirlerden biri değildir. Şam, Kalbinde Kudüs'ün emanetini taşır. Şam, Kudüs'ün kapısıdır. Mekke'nin kutsallığının gölgesinde yaşar. Medine'nin ruhunu solur. Bağdat'ın ilmi ve medeniyeti burada buluşmuştur. Kurtuba'nın medeniyeti burada doğmuştur. Bu camiden Semerkant'ın hikmetinin yankıları yükselmiştir. Doğu ve Batı dünyasının ilim ve medeniyetleri burada buluşmuştur. Şam'ın kalbinde İstanbul'un ruhu da vardır.
İstanbul'un ruhunda da Şam'ın bir parçası bulunmaktadır. İstanbul, İslam dünyasının farklı taraflarını birbirine bağlayan bir köprüdür.

26