Âfakî meselelerden; enfüsî tefekküre! (2)

Âfakî meselelerden; enfüsî tefekküre! (2)

AHMET MARANKİ

Dünyamızda savaş boğuşmalarıyla ilgili bir önceki yazımızda irademiz dışında gerçekleşen meseleleri bakmanın hükmünü enfüsi tefekkür noktasında sizlerle paylaşmıştık!

Bu hadiseleri kulların değil, devletin başındaki liderlerin çözmesi gerektiğine inanıyoruz!

Listenizi seçerken bir de uyararak ayrıca işlenen bütün bu haksızlıklara, zulümlere bilmeden ortak olma ihtimali var olduğu noktasında da sizlerienfüsi tefekküredavet ediyoruz!

Zaten Allah celle celalühü:

"Eğer Allah insanları işledikleri günahlar yüzünden cezalandıracak olsaydı, dünyada tek bir canlı bile bırakmazdı; ama Allah onların cezasını belirlenmiş bir vâdeye kadar erteler. O vâdeleri geldiği vakit hükmünü yerine getirip onları cezalandırır. Çünkü Allah kullarını tamamen görmektedir."(Fatır, 3545) hükmü koymuştur!

Bu ayeti kerimenin ışığında gelin son yıllarda kamuoyunu meşgul edip farz gibi ibadetlerimizi terk etmek veya geciktirmek yanında, kebaire -büyük günahlara girme noktasında da vesile olabileceği gibi Allah muhafaza şirke ve imansızlığa vesile olabilecek son yıllarda insanlığı ve bilhassa Türkiye'deki ekonomik göstergelerin Cumhuriyet tarihindeki en kötü göstergelerini yaşayan ekonomik ve geçim endeksi noktasında da birenfüsi tefekkür yapalım..!

EKONOMİK SIKINTILARIN SEBEBİ İNSANDIR!

Allah cc bütün kainatı belli bir mizan, nizam, intizam ve ölçü içinde yaratmıştır..!

Allah'ın kulları için hazırladığı yeryüzündeki ihtiyaç maddeleri, normalde kıyamete kadar insanlık camiasına yeterli olacak ölçüdedir.

Bilindiği gibi, uzunca bir zamandır, bu defa milleti sıkboğaz eden hayat pahalılığını, canavarlaşan enflasyonu, insanı tembelliğe sevk eden ve dinimizce de haram olan faiz artışlarını tenkit edip konuşup duruyoruz.

Siyaset, nerede ise hiç gündemimizden düşmeyen bir konu. Hemen her gün, her saat siyasilerin hamasî içi boş nutuklarına, milleti galeyana getiren sloganlarına teslim alındık!

Kısaca beyin kontrolüne uğradık düşünemez, akıl edemez bir toplum haline geldik..!

Bütün bu yukarıda sayılan olumsuzlukların sebebi de insanda yatmaktadır!!!

İnsan asli vazifesini bırakıp, âfâkî malla yani boş şeylerle meşgul olmamalıdır!

Bizi alâkadar etmeyen âfâkî meseleler karşısında şöyle diyor: "Hâl-i âlemin salâhını temenni ediyorum, dua ediyorum ve ehl-i dünyanın ıslahını arzu ediyorum, fakat irade edemiyorum. Çünkü elimden gelmiyor. Bilfiil teşebbüs edemiyorum. Çünkü ne vazifemdir, ne de iktidarım var."

Biz de, bizi üzen, dünyevi ve uhrevi hayatımızı karartan bütün belaların acilen son bulmasını istiyoruz, arzu ediyoruz. Ama irade edemiyoruz, elimizden bir şey gelmiyor, ancak dua ediyoruz.

Bediüzzaman.

Biz de, dünyaya bakan âfâkî meseleleri merakla takip etmenin, yerine getirmekle vazifeli olduğumuz kudsî hizmetlerimize perde olacağını, zarar vereceğini bilerek; bizi alâkadar etmeyen meselelere bakmamalıyız!

Delalet'te ve bataklıkta canavarlaşan ehli imanın kısaca insanın kurtuluşu, taklidi imandan tahkikiye geçişi ile mümkün olacaktır!

Emri bi'l-ma'rûf ve nehiy ani'l-münker! Âl-i İmrân suresi 104, Tevbe Suresi 112, Hûd suresi 116. ayetleri vb. birçok ayette görülen, bir ifadedir ve dini literatürde insanlara "iyiliği emretmek ve insanları kötülükten menetmek"anlamında kullanılır.

Bütün mesaimizi iman hakikatleri ışığında Kur'an'ın bize bildirdiği hizmetlere sarf etmeliyiz!

Resulullah'ın gösterdiği yola itibar etmeliyiz!

İşimiz kulları razı etmek değil, Allah'ı razı etmek olmalıdır!

Üç kuruşluk dünya hayatı için insana kul olmak değil kurtuluşumuz dünyevi ve uhrevi saadetimiz ancak ve ancak Allah'a kul olmak ile gerçekleşecektir!