Şeyh Edebali'nin, Osman Gazi'ye verdiği şu nasihati sıkça duyarız:
"Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez. Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın. Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın!"
Türklerin devlet olmasının esasındageleceğimize yön verebilmemiz için, tarihimizi, dilimizi, örf adet ve annelerimizi ve geleneklerimizi yanında dinimizi de iyi ve doğru bilmek durumundayız.
Bir önceki yazımızda Kuzey Kafkasya, Uzakdoğu, Balkanlar, Türkistan bölgesinde ve dünyanın daha pekçok bölgesindeTürklerin kullandığı dil gruplarıiçinde tarihi seyri içinde dağılımları mıTürk Tarih ve Dil Kurumu Belletenikaynaklarıyla sizlerle tarihe kayıt düşmüştüm!
Bugün de sizlere devamla Kuzey Kafkasya'da Hazar'ın kuzeyinde varlık göstermiş son yıllarda üzerinde çok konuşulan ve dünya üzerinde bugün de etkileri yüksek olan kadim bir Türk Kaanlığından bahsedeceğiz!
TÜRK HAZAR KAANLIĞI!
Bugün literatürlerde pek olmayan ve konuşulmayan fakat tarihi kaynaklarıyla gerçek olan Afganistan'da yaşayan ve nüfusları 35'e varan Türkler hakkında maalesef Türk Dünyası yeterli bilgiye sahip değildir.
Afganistan'da yaşayan en büyük Türk grubu olan Hazaralar'ın tarihi ve etnolojik yapısıyla ilgili çalışmaların Türkçe olmaması ise ayrı bir sorundur.
Hazaralar tamamen Türk'türler.
Türklerin bugünkü Afganistan bölgelerine geldiklerini çok eski bir tarih olan Kuşaniler'in, Çin'in kuzeybatısından Seyhun ve Ceyhun ırmakları arasındaki topraklara göç etmelerine rastlanmaktadır.
Son araştırmalara göre Kuşaniler'in ve Yefteliler'in Türk oldukları tespit edilmiştir.
İbni Haldun:
"Afganistan bölgesindeki Belh ve bugünkü Hazaracât Türklerin merkezi durumundadır"
Bu bölgelerde yaşayan Türkler, Cengiz Han'la savaşmışlardır.
Hicri III. ve IV. yüzyıla ait tarih ve edebiyat metinlerinde Hazaralar, Garçe Türkleri olarak zikredilmiştir.
Hazaralar, Ural Altay kavimlerine mensupturlar ve Gur hükümdarları bu kavimdendirler.
TÜRK MUSEVI KAANLIĞI!
Tarihteki Türk devletleri içinde Museviliği devlet nezdinde sadece Hazar kağanlığı yöneticilerince benimsenmiştir!
Ülke içindeki halk ve diğer topluluklarsa çeşitli din ve inanç yelpazesine sahip olmuşlardır.
Hazarlar, 5. yüzyılda, Attila'nın 434 yılında Hun imparatoru olması üzerine bir süre Hunlara tâbi olmak zorunda kalmışlardır. 586'dan sonraki Bizans kaynaklarında Hazarlar, "Türkler" olarak geçmektedir ve çoğu, 740'lı yıllarda Museviliği benimsemiştir.
Hazar kelimesi, gez(mek) anlamına gelen kaz- kökünden türemiştir. Ka-zar; gezer yani serbest dolaşan, bir yere bağlı olmayan anlamına gelmektedir.
Hazar Hakanlığı topraklarında türlü Türk grupları da vardı.
Bu nedenle çeşitli Türk lehçeleri konuşulmakta idi. Bu sıralarda Hazarlar Batı Göktürk Hakanlığının batıda en uç noktasını meydana getiriyorlar ve yine Batı Göktürklerin arzusu ile Sasanilere karşı Bizans'a yardım ediyorlardı.
İslam ve Ermeni kaynaklarına göre Hazarların Göktürklere bağlılığı 7. yy'ın ikinci yarısına kadar sürmüştür. Hazar Hakanlığının kuruluşu 630 yılındadır.
Kuman Kıpçak baskısı altında Hazarlar XI. Yüzyıl içinde tarih sahnesinden çekilmişlerdir.
Hazarlar aslında Gök Tanrı dinine (Tengri Han) inanıyorlardı .
Yani Hazar halkının çoğunluğu bu dinde idi. Fakat zamanla Hakan ailesi Museviliği kabul etti. Beyler ve saray erkanı da Musevi idi. Tüccar zümrenin arasında ise Müslümanlık yaygındı.

152