Milyonlarca İnsanla Yarışmak

Bazı insanlar, bir şeyi övecekleri zaman onun iyi yönlerini anlatmak yerine önce başka şeyleri kötülemeye başlarlar.

Örneğin "Bizim ev çok güzel" demek yerine başkalarının evlerini kötülemeye başlarlar. "Bu restoranı çok beğendim" demek yerine diğer restoranların ne kadar kötü olduğundan söz ederler.

Çocuklarıyla gurur duyarken başka çocukların eksiklerini anlatır, eşlerini överken başkalarının eşlerini eleştirirler. Evliliği överken bekârları küçümser, kariyeri överken ev hanımlarını değersiz görürler.

Çünkü kafalarında kendilerini veya sahip olduklarını devamlı başkalarıyla kıyaslıyorlardır.

***

Aslında insan kendini anlamak için her zaman başkalarına bakmıştır.

Daha başarılı mı, daha güçlü mü, daha güzel mi, daha mutlu mu olduğunu anlamaya çalışır. Kendi hayatına doğrudan bakmak yerine, başkalarının hayatını referans alarak kendine bir değer biçer.

Bunun sebebi insanın çoğu zaman kendi değerini çevresindeki insanlara bakarak belirlemesidir.

Kim olduğunu, ne kadar başarılı olduğunu ve hayatta nerede durduğunu anlamaya çalışırken farkında olmadan başkalarını ölçü olarak kullanır.

***

Eskiden insanlar çevresindeki birkaç kişiyi görür kendilerini onlarla onlara göre kıyaslardı.

Şimdi ise aynı anda milyonlarca insanın hayatına tanıklık ediyorlar.

Sosyal medya sayesinde dünyanın öbür ucundaki insanların evlerini, arabalarını, tatillerini, ilişkilerini, başarılarını ve hatta kahvaltılarını bile görebiliyoruz.

Yalnızca görüyor da değiliz. Farkında olmadan kendimizi onlarla kıyaslıyoruz. Üstelik bu karşılaştırma adil de değil.

Başkasının tatiline bakıp kendi hayatımızı sıradan buluyor, bir başkasının evini görünce kendi evimizin eksiklerini fark ediyor, başarı hikâyelerini okurken yeterince başarılı olmadığımızı düşünüyoruz.

Birkaç saniyelik bir paylaşım bile bazen insanın kendi görünüşünü, gelirini, ilişkisini ya da yaşam tarzını sorgulamasına neden olabiliyor.

***

Oysa insanlar sosyal medyada hayatlarının tamamını değil, en parlak anlarını paylaşıyor. Birkaç saniyelik videoların arkasındaki başarısızlıkları, yalnızlıkları, borçları, hayal kırıklıklarını ve sıradan günleri göremiyoruz.

Üstelik gördüklerimizin önemli bir kısmı da gerçeğin birebir yansıması değil.

Filtrelerle kusursuzlaştırılmış yüzler, fotoğraf düzenleme uygulamalarıyla inceltilmiş bedenler, özel olarak seçilmiş kamera açıları ve onlarca kare arasından seçilen tek bir fotoğraf karşımıza çıkıyor.

Mutlu bir ilişki paylaşımının arkasında ciddi sorunlar, gösterişli bir alışveriş videosunun arkasında kredi kartı borçları, başarı hikâyelerinin arkasında ise anlatılmayan sayısız başarısızlık olabiliyor.

Biz ise çoğu zaman bu vitrine bakıp onu gerçek zannediyoruz.

Başkalarının özenle hazırlanmış en iyi anlarını, kendi hayatımızın sıradan günleriyle karşılaştırmaya başlıyoruz.

***