Her toplumun kendi kültürüne ait ahlak kuralları vardır. Ahlak ne yapabileceğini değil, ne yapılmaması gerektiğini söyler.
Ahlak toplumdan topluma değişse de özü aynıdır. Başkasına zarar vermemek, adil olmak, sorumluluk almak, vicdanla hareket etmek. Bu durum, insanın birlikte yaşama zorunluluğundan doğar. ünkü hiçbir toplum asgari bir güven ve sınır olmadan ayakta kalamaz.
Fakat giyinme, cinsellik, aile ilişkileri, kadın-erkek rolleri, itaat, namus, ayıp kavramları toplumdan topluma değişiklik gösterir. Göçebe bir toplumla yerleşik bir tarım toplumunun ahlak anlayışı farklıdır. Kıtlık yaşayan bir toplumla refah içindeki bir toplum da aynı sınırları koymaz.
***
Ahlakın değişmesinin bir nedeni de çoğu zaman iktidarın diliyle yazılmasıdır. Gücü elinde tutanlar, kendi düzenlerini koruyacak davranışları ahlaklı, tehdit edenleri ahlaksız ilan eder. Bu yüzden ahlak, her zaman masum bir değerler bütünü değil, aynı zamanda bir kontrol aracıdır.
Sonuçta ahlak, gökten inmiş tek bir doğru değildir. İnsanların nasıl yaşamak istediğine dair sürekli yeniden yapılanan sessiz bir anlaşmadır.
Ahlaklı olmak kolay değildir. Zaten kolay olsaydı bir erdem sayılmazdı. Ayrıca çoğu zaman ödülü yoktur ama bedeli vardır. Dışlanırsın, saf sanılırsın, kaybeden taraf olursun.
Bu yüzden birçok insan ahlakı prensip olarak över ama pratikte pazarlık konusu yapar. Toplum çoğu zaman ahlaklıyı değil, uyum sağlayanı ödüllendirir. Sessiz kalanı, sorgulamayanı, işine geleni yapanı.
***
Bu yüzden her toplumda kendini göstermek isteyen ahlak bekçileri vardır. Bunlar kendilerini başkalarının davranışlarını denetleme, yargılama ve düzeltme hakkına sahip görürler.
Kendi hayatlarına bakmadan, başkasının giyimine, ilişkisine, tercihine, yaşam tarzına karışırlar. Bunu da ahlak, toplum düzeni, değerler gibi kavramların arkasına saklanarak yaparlar.
Ahlak bekçileri görüşlerini gerçekten bir sorunu çözmek için değil, kendini üstün, erdemli veya doğru tarafta göstermek için yüksek sesle ve gösterişli biçimde dile getirirler.
***
Özellikle sosyal medya çağında ahlak bekçileri çok daha görünür hâle geldi çünkü ahlak bekçisi olmak çok kolay, diploma gerektirmiyor, emek istemiyor, bilgiye de pek ihtiyaç duymuyor. Herkes her konuda söz sahibi, herkes herkesi hizaya sokma peşinde.
İnsanlar bir olay, kriz ya da toplumsal mesele karşısında tepki verirken, asıl motivasyonları çoğu zaman adalet, empati veya çözüm olması gerekirken verilen tepkiler daha ziyade onay almak, alkışlanmak, "Ben sizden daha duyarlıyım" mesajı vermek için yapılıyor.
Bir paylaşım görüyorsun. Beş saniyede kim haklı, kim haksız, kim kötü insan, karar veriyorsun. Yorum yazıyorsun. Biraz sert, biraz üstten. İçin rahatlıyor. ünkü sen görevini yaptın. Oysa kimse durup kendine

16