ATA TÜRKÇE
Türkçe ne kadar değerli bir dil olursa olsun, sosyal medyada nokta virgül görmemek bizim bilerek mi yoksa önemsemeyerek mi?
Yazar, dilin insan düşüncesi ve kültürü şekillendiren en önemli araç olduğunu ve Türkçe'nin özel zenginliğini savunmaktadır. Dile saygı gösterilmesini ve doğru kullanılmasını ısrarla vurgularken, günümüzde sosyal medya çağında dile karşı bu duyarlılığın ve İstanbul Türkçesi'nin kaybolduğundan üzüntülüdür. Peki doğru Türkçe konuşma disiplini bireyin seçimi mi, yoksa toplumsal imkânlar ve eğitim sisteminin yetersizliğinin bir sonucu mu?
"Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır."
"Dil, kılıçtan keskindir."
"Dilin kemiği yoktur..."
"Hançer gibi dil, pamuk gibi yürek gerekir."
İnsan, asırlardır aynı hakikati farklı cümlelerle anlatmış; dili yine dille tarif etmiştir.
"Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz." deriz.
İngilizler, "Eylemler sözlerden daha güçlüdür.";
Almanlar, "Konuşmakla fırın ısınmaz.";
inliler ise, "Konuşmak pirinci pişirmez." diye ekler.
İnsanlık, kelimelerin gücünü anlatırken şunu bilir: Söz tek başına yetmez; eylemle anlam kazanır.
Ama şu da bir gerçek ki, er eylemler düşüncelerden doğar; insanı düşündüren de, harekete geçiren de çoğu zaman sözdür.
Ve bence bazen; "Lafla peynir gemisi yürür." Yeri gelir, dünyayı kelimeler döndürür.
Doğru söz; yerinde ve zamanında söylendiğinde bir savaşı durdurabilir, bir kalbi onarır, bir milleti ayağa kaldırır.
Dilin kökeni, insan evrimiyle ilişkisi ve sonuçları yüzyıllardır araştırılıyor. Bilim insanları; fosillerden, arkeolojik kalıntılardan ve dünya üzerindeki dil çeşitliliğinden yola çıkarak dilin izini sürüyor.
Birçok kişi, dilin kökenleri ile modern insan davranışının kökenleri arasında yakın bir ilişki olduğunu savunuyor. Ancak bu bağlantının gerçekleri ve sonuçları konusunda hâlâ bir fikir birliği yok.
Dil, insanın sahip olduğu en değerli yetilerden biri. İnsanları birbirine bağlayan, kültürü nesilden nesile aktaran, tarihin derinliklerinden bugüne uzanan en güçlü köprü.
Konuşulan her dil saygıyı hak eder. İnsan, kendi dilini doğru konuşmalı, kurallarına uymalı, noktasına virgülüne dikkat etmeli ve diline hak ettiği değeri vermelidir.
Alman filozof Heidegger'in ifadesiyle "Dil, varlığın evidir." İnsan ne kadar düzgün konuşursa, o kadar düzgün düşünür. Bu yüzden "Bin düşünüp bir konuşmak" gerekir. Kelimeler iz bırakır, yön tayin eder.
Maalesef, düşünmeden konuşan insanların önde gelenlerinden biriyim. Hayatta başıma ne geldiyse dilimin sözünden geldi.
Haklı olduğum yerde çok kez haksız duruma düştüm. Kendime söz verdim:
"Bir dahaki sefere düşüneceğim, öyle konuşacağım." dedim. Ama huy kolay değişmiyor. Dilimde değil ki :)
Asıl konuya döneyim. Gerçekten enfes bir dilimiz var: Türkçe.
Türkçe, 1930'lu yıllarda yapılan Dil Devrimi ile sadeleştirilmiş, yabancı dillerin etkisinden arındırılmaya çalışılmış ve kuralları belirlenerek daha anlaşılır bir hâle getirilmiş.
Türkçe, ses yapısı, kelime türetme gücü ve anlatım zenginliğiyle dünyadaki en özel dillerden biri.
Eklemeli bir dil olması sayesinde tek bir kelimeyle bazen bir cümlede anlatılacak anlamı verebilme özelliği var.
Tek bir kelime demişken...
En uzun Türkçe kelimeyi de sizinle paylaşmadan geçmeyeyim:
"Muvaffakiyetsizleştiricileştiriveremeyebileceklerimizdenmişsinizcesine."
Tam 70 harften oluşan bu kelime,"başarısızlaştırıcı hâle getiremeyebileceğimiz kişilerden biriymişsiniz gibi" anlamına gelir. Ben iki kere yeri geldi kullandım. (Şaka şaka.) Keşke bu kelimeyi kullanmam gerekecek kadar karizmatik bir hayatım olsaydı...
Alman filolog Max Müller, "Türk dilini incelerken, insan zekâsının dilinde başardığı büyük mucizeyi görürüz." der. Adam, Türkçemizin abide niteliğindeki zenginliğinin notunu tarihe geçirmiş. Sağ olsun.
Türkçede tek kelimeyle karşılanan bir anlam, İngilizcede ancak 19 kelimeyle ifade edilebiliyor. Bunun yanlış anlaşılma gibi dezavantajları da var. Sebebi hız. O da Türk toplumunun karakteri; yapacak bir şey yok.

15