Sorunlar, neden/nedenlerine doğru tanı konarak, nedenler ortadan kaldırılarak çözülür. Uyuşturucu sorunu, toplumun ciddi beka sorunudur. Operasyonla, ünlü gözaltılarıyla magazinleştirilerek çözülebilecek bir sorun değildir.
Birey, niçin uyuşturucu kullanmış, düşünce, algılama etkinliğini azaltma, bilinç bulanıklığı yaratma, mesnetsiz hayallere kapılma gereği mi duyar Bu eğilim topluma nasıl yayılır özmek, tedavi etmek için psikologların, sosyologların araştırmalarına, bulgularına gereksinim vardır.
Mutsuzluk, umutsuzluk, özgüven eksikliği, olaylardan kaçmak, unutmak isteği mi kişileri uyuşturucuya sürükler eşitli nedenleri olabilir. Psikologların, uyuşturucu kullananlar üzerindeki denemeleri, araştırmalarıyla nedenler belirlenebilir. Amaç salt kullanıcıları cezalandırmak değil, kullanıcıyı tedavi etmek olmalıdır.
Bu tür bir marazın, topluma yayılmasında baronların, torbacıların, aracıların rolü olduğunda toplumsal suç olarak cezai boyutu da vardır.
Uyuşturucu ciddi beka sorunu olarak çözümü, siyasal kaygılardan da öncelik taşır. Amatörce sorunun iki boyutu da olduğunu, eğitimsizlik ve işsizliğin sorunu büyüttüğünü düşünürüm.
Eğitim, yalnız bilgi edinme değil, düşünme yeteneğinin gelişmesi, becerinin artması, kavrama yetisinin hızlanması, değer yargılarının oluşmasıdır.
Siyasal İslam kendi değer yargılarının manevi ve milli olduğu sanısıyla, iddiasıyla ve siyasal emellerini gerçekleştirmek amacıyla eğitimi saptırmış, kalitesini düşürmüş, çok sayıda genci eğitim almaktan yoksun bırakmıştır. Yaşanan çoğu sosyal sorunun temelinde siyasal İslamın, kendi emeline hizmet etmek üzere, yarı eğitimlilerle, düzenlenen eğitim müfredatı ve müfredatın belirli tarikat, cemaatlerce EDES (evreme Duyarlıyım, Değerlerime Saygılıyım) gibi projelerle desteklenmesi, yalnız günümüz için sorunlar yaratmıyor, geleceği de tehlikeye atıyor.
İşsizlik, gerek fiziksel gerek düşünsel olarak çoğu sorunun kaynağıdır. Belleğimde kaldığınca Voltaire, Candide eserinde çalışmak bizi, zaruretlerden, iç sıkıntısından, başkalarına muhtaç olmaktan kurtarır sonucuna varır.
Ülkede günümüzde, o da resmi açıklamalara göre, beş milyonu aşkın geniş tanımlı işsiz var. Atıl işgücünün, insan kaynağının çalışır değer yaratır konumuna getirilmesi yalnız ekonomik açıdan değil, diğer sosyal sorunların çözümü açısından da gereklidir. İnsan kaynağı, kalkınmanın gizil, potansiyel gücüdür. in ve Hindistan atıl işgücünü, insan kaynağını üretken hale getirerek kalkınmalarını hızlandırmışlardır.

16