Karakter, onur

Karakter, bireyin kişiliğini oluşturan, ortaya koyan nitelikleridir.

Yaraşır karakter; kararlılıkla dik duruş, biat etme, söylemeylem tutarlılığı, sorumluluk alma, sorumluluğun gereklerini yerine getirme, özsaygıyı koruma, etik değerlere uyum, özgeci, alçakgönüllü cesaretli davranmaktır.

Alalama, takiye, söylem ve eylem tutarsızlığı, gösteriş, övünme, çıkar beklentili dayanıksız övgü, sürekli kişisel menfaat kollama, ürkeklik, karakterli olma davranışıyla bağdaşmaz.

Siyasetten spora, toplumsal yaşamın her alanında ayakta kalmak amaçlı özgür yaşamak için karakterli davranmak gerekir.

İstifa, bir görevden, bir orundan, kendi irade ve dileğiyle çekilme bir sağlam karakter gösterisidir. Sorumluluk yüklenme, görüş ayrılığı, başarılı olamama, özsaygı gereği bazen eleştiri veya bir haksızlığa, uygulamaya karşı çıkmak protesto için istifa edilir.

Ancak nitelikleriyle belli görevlere, orunlara gelenler istifa ederler. Rastlantısal olarak orunlara mevkilere gelenler, kişisel hizmetleri karşılığı ödül olarak atananlar istifa etmezler, görevden alındıklarında da özsaygıyı bir yana bırakarak teşekkür ederler.

Siyasal yaşamda istifalar olur. Transfer, kişisel çıkar amaçlı istifalar karakter zaafı göstergesidir. İstifada "memlekete hizmet" alalaması ardına sığınmak da bir duruş yoksunluğudur. Memlekete hizmet edilir, memlekete hizmet gösterişli transfer, etik değerlere de uyumsuzluktur.

Siyasette, başarılı olamama, parti başkanları için seçim kaybetme, etik olarak da anane olarak da istifa nedenidir. Ne yazık ki ülkenin on üç yıl tüm seçimleri yitirmiş, istifa etmek bir yana güvensizlik oyu denen kurultayı da lekelemeye çalışan, bağımsız yargıdan adil karar beklentisi olan parti başkanları da bulunmaktadır.

Karakter, onur sporcu da da aranır. Uzun süreli başarının temeli sporda da karakter, onurlu davranmaktır. Mustafa Kemal Atatürk, "Ben sporcunun ahlaklı olanını severim" diyor. Ahlak, düzgün karakterin ana niteliklerindendir. Şikenin, bahisin, para tutkusunun, pazarlığın, gösterişin yaygın olduğu günümüzde sporcuda öncelikle karakter aranmalıdır.

Seksen yıl kadar önce Fenerbahçe'nin birkaç bin kişi olabilen tahta, ahşap, Kurbağalıdere yönünde de birkaç sıra tahta yarımay şeklinde açık tribünü vardır. O dönemin takımı; Cihat, Murat, Ahmet, M. Reşat, Halil, Esat, büyük-küçük Fikretler, Naci (Taka), Melih, Ömer (Beleş), Müjdat, Halit hâlâ belleklerdedir. Takımın karakteri formanın onuru, istikrarı ve başarıyı da getiriyordu.