Türkiye, bin yılın ötesine uzanan bir millet olma iradesinin en son halkası. Bu irade, tarih sahnesine çıktığı günden beri yalnızca savaş meydanlarında değil; medeniyet inşasında, adalet dağıtımında ve ortak yaşam kültürünün yoğrulmasında da kendini göstermiştir. Selçuklu otağının gölgesinden yükselen devlet aklı, Osmanlı payitahtının mermer koridorlarında şekillenen hukuk anlayışı, Sakarya'nın cephesinde toprağa düşen canların fedakârlığı ve 15 Temmuz gecesi darbe tanklarının önünde duran çıplakTürkiye, bin yılın ötesine uzanan bir millet olma iradesinin en son halkası. Bu irade, tarih sahnesine çıktığı günden beri yalnızca savaş meydanlarında değil; medeniyet inşasında, adalet dağıtımında ve ortak yaşam kültürünün yoğrulmasında da kendini göstermiştir. Selçuklu otağının gölgesinden yükselen devlet aklı, Osmanlı payitahtının mermer koridorlarında şekillenen hukuk anlayışı, Sakarya'nın cephesinde toprağa düşen canların fedakârlığı ve 15 Temmuz gecesi darbe tanklarının önünde duran çıplak ellerin cesareti… Tüm bunlar, aynı zincirin farklı halkaları aslında. Ve o zincirin en sağlam, en kapsayıcı halkası bin yılın ötesinden bugüne taşınan Türklük mührüdür. Türklük; yalnızca kan bağı veya soy bağıyla tanımlanan dar bir kimlik değil, bu topraklarda farklı kökenleri, dilleri ve gelenekleri aynı kader çizgisinde buluşturan kurucu iradenin adıdır. Bu irade, Kürt'ü, Çerkez'i, Arnavut'u, Laz'ı, Boşnak'ı, Arap'ı ve diğer tüm unsurları; ortak bir vatanda, ortak bir hukuka, ortak bir geleceğe bağlayan varoluş sözleşmesidir. Tarihin her döneminde, farklı renkler ve kültürler bu iradenin gölgesinde özgürce var olmuş, millet olma bilincinin ortak potasında yoğrulmuştur. Unutulmasın ki Türklük, bu topraklarda barışın şerefi, birliğin ebedi mayasıdır. Bugün karşımızda duran "Terörsüz Türkiye" süreci, yalnızca silahların sustuğu bir ara dönem değil; devletin kurucu değerlerinin yeniden teyit edildiği, milletin ortak kimliğinin yeniden güçlendirildiği, tarihsel sürekliliğin gelecek kuşaklara taşındığı bir eşiktir. Ancak bu eşiğin güvenli şekilde aşılması, bir tesadüfün değil; akıl, irade, kararlılık ve adaletle inşa edilmiş bir stratejinin eseri olabilir. İşte bu nedenle, sürecin temeline oturacak bazı ilkelerin altı kalın çizgilerle çizilmelidir. Milli kimliğin pazarlık konusu yapılmaması, adaletin her kesime eşit ve tarafsız uygulanması, terörün silahlı ve ideolojik tüm boyutlarının tasfiyesi ile toplumsal hafızanın ve şehitlerin emanetinin korunması, bu stratejinin vazgeçilmez unsurlarını oluşturuyor. Bu ilkelerden taviz verildiğinde, hafızalarımızda canlılığını koruyan tecrübeler gösteriyor ki, 'barış' adı altında dahi yeni çatışma tohumlarının ekilme riski her zaman varlığını sürdürüyor.Terörsüz Türkiye, yalnızca terör örgütlerinin dağda silah bırakmasıyla sınırlı bir hedef olmuyor; asıl anlamını, terörün ideolojik, kültürel ve psikolojik damarlarını da kurutan kapsamlı bir devlet stratejisiyle buluyor. Bu sürecin gerçek başarısı, örgüt propagandasına, etnik milliyetçilik dayatmalarına ve terörist unsurların kahramanlaştırılmasına karşı tavizsiz bir hukuk düzeninin tesisiyle mümkün.
Bu bir kumar hikâyesi değil
14-01-2026
28
Pazardan aldım bir tane, eve geldim bin tane
10-01-2026
34
Her ev kadınına bir asgari ücret
07-01-2026
41
Eee noldu şimdi, girdik mi
03-01-2026
45
Yaşıyosun bu hayatı kral!
16-08-2025
238
Al vergiyi indir faizi, indir faizi al vergiyi
23-07-2025
174
Aile meşgul: Lütfen daha sonra tekrar deneyin!
26-07-2025
149
Âtıl kurt
04-10-2025
149
Ekonomi bölümleri kapatılsın
30-07-2025
142
