Küçükken karşımızdaki çocukları köşeye sıkıştırmak, sinir krizinin eşiğine getirmek için kullandığımız "yapamaz ki yapamaz ki" sloganı, bugün Merkez Bankası'nın para politikasını tanımlamak için kullanılır hale geldi. Koskoca Para Politikası Kurulu'nu mahallenin mızıkçı çocuğu konumuna düşürmek de herhalde sadece bizim makroekonomik tarihimize nasip olurdu.
Ekonomi yönetiminin ruhunu teslim aldığı "faizi indirirsek döviz fırlar" korkusu halen daha sürüyor. Bu fobi yüzünden adımlar o kadar ürkek, kararlar o kadar savunmacı ki, rasyonel bir makro modelleme yapmak imkânsızlaşıyor. Döviz yükselmesin diye faiz zirvede tutuluyor; faiz zirvede tutuldukça üretim maliyetleri katlanıyor, yatırımlar duruyor. Artık hepimizin bildiği bu kısır döngünün sonunda elimizde maalesef yüksek faiz-yüksek enflasyon sarmalı kalmış durumda. Peki, bu kısır döngüyü kırmanın ve parayı dövize kaçmaktan alıkoymanın bir yolu yok mu
BİREYSEL DÖVİZ KAZANÇLARININ VERGİLENDİRİLMESİBugün bu ülkede alın teriyle çalışan bir ücretlinin geliri %15 ile %40 arasında değişen oranlarda daha cebe girmeden vergilendirilirken, evinde pofuduk terlikleriyle oturup sadece "Dolar/TL" grafiği izleyen bireylerin döviz alım-satımından elde ettiği kur kazancı sıfır vergiyle muaf tutuluyor. Yani ekonomi yönetimi diyor ki: "Fabrikada mesaiye kalırsan vergi alırım ama ekrana bakıp 'Dolar uçuyor' diye sevinirsen hayırlı kazançlar dilerim." Yeni Şafak gazetesinin bir kez daha gündeme getirdiği bireysel döviz kazançlarının vergilendirilmesi önerisinde ezberlenmiş koronun yükselmesi şaşırtıcı değil. Neymiş "Küçük tasarruf sahibi ezilecek, Ayşe Teyze'nin kefen parası kuşa dönecek!"Yeni Şafak iyi tasarlanarak tüm kaygıları ortadan kaldırma potansiyeli olan bir model öneriyor aslında. Asıl hedef yastık altındaki üç kuruşa dokunmadan, sadece "büyük abileri" masaya çağırmak. Bu parayı kısa vadeli vur-kaç kârı için mi tutuyorsun, yoksa gerçekten kara gün dostu bir tasarruf olarak mı saklıyorsun
Örnek veriyorum modele yıllık muafiyet getirirsin ve bu eşiği her yıl TÜFE baz endeksi ile güncellersin, küçük tasarruf sahibini de reel anlamda korursun. Gelenekselleşmiş, torununa harçlık yapmak için kenara 1.000 Dolar atan amcamızın vergi dairesiyle yollarını kesiştirmezsin ki bugün izlenen vergi politikası ile nefes alan herkes nerede ise karşılaşıyor zaten. Kazanç eşiği geçti mi kademeli olarak %5'ten %25' kadar oranlar koyar vergini toplarsın. Toplanan vergi gelirleri de KOBİ destekleri ve ihracat kredileriyle doğrudan üreticiye can suyu olur. Dövizin üretimi öldürdüğü bu düzende, dövizden alınan vergi fabrikadaki tezgâhı döndürür. Bu örnekler tamamen temsili olup sistemin mantığını açıklamaya yönelik aslında.
Sadece kazanç büyüklüğüne göre değil, davranışa göre de şekillendirmek bu parayı kısa vadeli kâr için tutanla gerçekten tasarruf edeni ayırt etmeyi kolaylaştırır. Örnek veriyorum 30 günden kısa elde tutmalarda herhangi bir vergi indirimi uygulamadan tam vergi oranında işlem yaparsın ki spekülatif işlemin cazibesi gitsin. Dövizin elde tutulma süresi uzadıkça uygulanacak vergi kademeli olarak azalabilir ve uzun vadeli tasarruflar neredeyse sembolik düzeyde vergilendirilir. Dolayısıyla önerilen sistem dolarizasyonu yasaklamıyor sadece spekülatif olanı pahalı, uzun vadeli olanı ucuz kılıyor.

31