Domates, biber, patlı(y)can

Enflasyon dediğiniz şey bugünlerde bir ruh hali, bir alışkanlık bir refleks. Artık enflasyonu anlamak için Merkez'in beklenti raporlarına TÜİK'in göstergelerine duyulan ihtiyaç giderek azalıyor. Neden mi Markete girin, sebze reyonuna yürüyün, fiyat etiketine bakın ve derin bir nefes alın, yani derinden derinden... Muhtemelen son derin nefesiniz olacak.

Domatesin halden 75 liradan çıkıp 170 liraya ulaşması, biberin halden 50 liraya çıkıp rafta 250 lirayı aşması ya da patlıcanın her hafta yeni bir normal üretmesi karnıyarığı bir finansal karar meselesine dönüştürüyor. Piyasa öyle bir hale geldi ki artık halden de anlamıyor. O domates Antalya'dan İstanbul'a gelirken yolda bir şeyler oluyor. Kimse tam olarak ne olduğunu bilmiyor ama o yolda biri çok iyi vakit geçiriyor. "Nasıl olsa artacak" düşüncesi, henüz gerçekleşmemiş zamları bile bugünden etikete yansıtarak kendi kendini besleyen bir canavara dönüşmeyi sürdürüyor.Acı hayatın gölgesinde patlama noktasına gelen domatesler son nefeslerini verirken, biberler ateşler içinde yanıyor, patlı(y)can ise sessizce tükenen bir ömre dönüşüyor.

Peki siz bu hikâyede hangisisiniz

YANDIK SEVDA OCAĞINDA

Kamuoyu araştırmalarına göre de her beş kişiden dördü, gıda fiyatlarındaki denetimleri yetersiz buluyor. Vatandaş artık fiyatların adil olduğuna, denetimin yeterli olduğuna, sistemin kendisini koruduğuna inanmıyor. Meselenin ekonomik boyutun çok ötesine geçip psikolojik bir hal alması da vatandaşın koşmayı bırakıp yürümeye nasıl razı olmak zorunda kaldığına ışık tutuyor. Yeter ki biraz nefes alalım duygusunun giderek hakim olması enflasyonun savaşın gölgesinden bile önce uğradığı en ağır kırılmayı yansıtıyor. Yaşadığımız gıda enflasyonunun savaşın bir ürünü olmadığını artık açıkça kabul etmemiz gerekiyor. Bugün bir dünya savaşı çıksa bile, bu ölçüde kontrolsüz ve keyfi bir fiyatlama davranışı oluşmayabilir. 1053 gündür ürün var arz var ama sanki kıtlık varmış gibi oluşan bir fiyatlama davranışını anlamlandırmaya çalışıyoruz.

Geçtiğimiz aylarda Yeni Şafak tarafından önerilen Cumhur Reyonu modelinin ne kadar yerinde bir öneri olduğu bugün çok daha net görülüyor. Basit bir raf uygulaması olarak görülse de bozulan fiyatlama davranışını onarma mekanizması işlevini görme potansiyeli olan model, piyasadaki rekabeti ortadan kaldırmanın aksine fiyatlama davranışını makule getirmeyi vaat ediyor. Devletin üreticiden makul fiyatla alım yaparak alım garantisi vermesi, ürünleri düşük kâr marjıyla ve sabit fiyatla tüketiciye sunması ve tüm süreci şeffaf hale getirmesi, fiyatın keyfî oluşumunu sınırlayan güçlü bir çerçeve ortaya koyuyor aslında. Cumhur Reyonu önerisi, üretimden tüketime kadar uzanan zinciri kısaltarak, aradaki belirsiz alanı daraltmayı da hedefliyor.BAŞKA NE YAPMALI

* Yapay zekâ destekli tarımsal arz tahmin sistemi kur (AgroAI)