AK Genç

Bazı geceler vardır...

Saat ilerledikçe şehir susar ama bazı insanlar susmaz. Bir ilçe binasının ışığı hâlâ yanıyorsa, bir genç hâlâ eve dönmemişse, birileri hâlâ yarın daha iyi olsun diye birbirine omuz veriyorsa bilin ki orada sadece siyaset yoktur. Orada inanç vardır. Sadakat vardır. Vazgeçmemeye yemin etmiş insanların sessiz yürüyüşü vardır.

Bazı gençler vardır; yorulduklarında dinlenmez, sadece biraz sessizleşirler. Vazgeçmeyi düşünürler belki ama hiçbir zaman arkalarını dönüp gitmezler. Çünkü onların yürüyüşü başlı başına bir mana yürüyüşüdür. Bazen bir hareketi anlamak için rakamlarına bakmak yetmiyor. Rakamlar size belki büyüklüğü anlatıyordur; ama fedakârlığı, gecenin köründe soğukta beklemeyi, "vazgeçsem mi" diye düşünüp yine de vazgeçmemeyi anlatamazlar.


BİR GENÇLİK HİKAYESİ

AK Parti, daha kuruluşunun üzerinden birkaç hafta geçmeden kapatma tehdidiyle tanıştı. Sonra yıllar geçti... 367 krizleri oldu, e-muhtıralar verildi, kapatma davaları açıldı, manşetler atıldı, darbe girişimleri yaşandı. Kimisi il binasında sabahladı, kimisi meydanlarda. Kimisi annesinin titreyen sesine rağmen telefonunu kapatıp sokaklarda sabahladı. Kimisi yeri geldi korktu belki... ama yine de geri dönmedi. Ve her sınavdan başarı ile geçmenin haklı gururu ile liderinin öncülüğünde başı dik gururla emin adımlarla geleceği inşa ettiler.

İşte AK Genç dediğimiz hikâye tam burada başlıyor aslında. Bu; en önde yürüyenlerin, kriz anlarında en son ayrılanların, herkes dağıldığında sandalye toplamaya devam edenlerin, yük ağırlaştığında sessizce omuz verenlerin hikâyesi.

Biraz Yusufların hikâyesi bu... Gece üçte telefon çaldığında, gözlerini bile tam açamadan montunu sırtına geçirip "tamam abi geliyorum" diyerek sokağa çıkan Yusufların... Soğuğun yüzünü kestiği gecelerde bile bir dava üşümesin diye yürüyen Yusufların...

Biraz Raşitlerin hikâyesi...

Kendi içinde kopan fırtınaları kimseye göstermeden, en yorgun anında bile arkadaşının omzuna dokunup "devam edeceğiz" diyebilen Raşitlerin... Herkes dağıldığında ortamı toparlayan, morali düşen olunca önce onu ayağa kaldıran Raşitlerin...

Biraz Orçunların hikâyesi...

Hayatın bütün ağırlığını omuzlarında taşırken memleket meselesini de sırtına yüklenen Orçunların... Kendi derdini içine gömüp bir başkasının derdiyle ilgilenen, bazen eve sadece uyumaya gidip yeniden yollara düşen Orçunların...

Biraz İbrahimlerin hikâyesi...

Sabaha kadar pankart asıp, gün doğarken ellerindeki tutkal kurumadan işe yetişen İbrahimlerin... Kimse görmezken çalışan, kimse alkışlamazken vazgeçmeyen İbrahimlerin...

Biraz Cansuların hikâyesi...

Saatlerce organizasyon koşturup gece eve döndüğünde yorgunluktan konuşamayacak halde olsa bile ertesi sabah yeniden "ne eksik kaldı" diye soran Cansuların... Bir tebessümüyle bütün yorgunluğu dağıtan ama kendi yorgunluğunu sessizce içine atan Cansuların...

Biraz Kübraların hikâyesi...

Ailesinin "kendini de düşün" sözünü kalbine gömüp yine de meydandan ayrılmayan Kübraların... En zor zamanlarda bile metanetini kaybetmeyen, kalabalığın içinde dimdik durup herkes giderken en son ışığı kapatan Kübraların...

Soğuk bir pazartesi sabahı ilçe binasını açan gençlerin...

Sabahın erken saatlerinde stantları taşıyan ellerin...