AKP'nin ortak aklı

Değerli okur(lar) bugün okuyacağınız yazıyı 16 Eylül 2001 günü Hürriyet Pazar'da "AK Parti'nin kollektif aklı" adıyla yayımlamıştım. O günden sonra partinin icraatı aklıktan ne yazık ki uzaklaştığı ve "ortak"ın "kollektif" sözcüğünden daha anlamlı olduğunu düşünerek yazının adını "AKP'nin ortak aklı" yaptım. Yazı o günden bu yana uykudaydı. Bugün onu uyandırmanın gerekli ve zorunlu olduğunu düşündüğüm için aradan 25 yıl geçtikten sonra ilginize sunuyorum. Partinin adının aradan çeyrek yüzyıl gçtikten sonra "AK"lıktan uzaklaştığını düşünerek "AKP'nin ortak aklı" yaptım.

Franz Kafka'nın "Değişim" adlı romanının kahramanı Gregor Samsa, bir sabah uyandığında kendini hamamböceği olarak bulur.

Bizim teokratik devlet mecnunu, şeriat düşkünü, ümmet meftunu, Arapperest siyasal İslamcılarımız da tıpkı Gregor Samsa gibi, bir sabah uyanınca kendilerini "muhafazakâr demokrat" olarak bulmuşlar.

"Bulmuşlar" diyorum, çünkü bu değişimin herhangi bir tanığı yok. Kendi sözleri. Kendi sözleri olunca da sabıkaları olduğu için, inanmak biraz zor. Kimse kendilerinden değişmelerini istemedi. ok önemli bir nedeni olmalı ki ağır suç işledikleri için yıllarca hapiste kalmış sabıkalılar gibi "Biz değiştik!" diyorlar.

R.T. Erdoğan & arkadaşlarının değişip değişmemeleri aslında beni ilgilendirmemesi gerekir. Ne var ki Cumhuriyet ve başta laiklik olmak üzere Cumhuriyet ilkelerini içlerine sindirmeleri hem kendilerinin hem de ülkenin yararına. Bu nedenle, değişim bu bağlamda ise buna kayıtsız kalmam olanaksız.

Bu konuda düşünmeyi sürdürelim: AK Parti'nin başkanı R.T. Erdoğan, roman kahramanı Gregor Samsa gibi bir mutasyona uğrayıp değişti diyelim. Abdullah Gül, Abdüllatif Şener, Bülent Arınç ve öteki zevat nasıl olup da hep birlikte koro ve kitle halinde değiştiler Aynı anda yumurtadan çıkarak kanatlanıp uçan kelebekler gibi. Bunun da cevabı hazır. Akılları gibi (akıllara kollektifmiş) değişimleri de kollektif bunların. Her şeyleri kollektif: Gözleri, kulakları, ağızları, elleri, ayakları... Her şeyleri kollektif!

İlk kez partinin kuruluş basın toplantısında "kollektif akıl"dan söz etmişti R.T. Erdoğan. 26 Ağustos 2001 tarihli Akit gazetesinde yayımlanan röportajında da bu kavramı kullanıyor. Gazetenin muhabirleri Serdar Arseven ile Kenan Kıran ortaklaşa soruyorlar: "Ak Parti, seçime kadar herhangi bir koalisyonun içinde yer alabilir mi Böyle bir teklif gelse..."

R.T. Erdoğan yanıtlıyor: "Bu benim tek başına karar verebileceğim bir konu değil... Az önce de söyledim. Biz bir kollektif aklın temsil edildiği bir parti olacağız... Bu konu gündeme gelirse, oturup, kendi aramızda konuşuruz... Bu konuda konuşmak için çok erken."

R.T.Erdoğan'ın "Daha önce söyledim" dediği cümle de şu: "Bir diğer özelliğimiz, tekelci liderlik anlayışına son vermektir... Kollektif aklın temsil edildiği bir liderlik anlayışını benimsiyoruz."

"Kollektif akıl!" kavramı gündemin hayhuyu arasında dikkatlerden kaçtı. Oysa basının, öteki politikacıların, siyasetbilimcilerin, toplumbilimcilerin duydukları zaman tüylerini diken diken etmesi gereken bir kavram bu. R.T. Erdoğan bu kavramı anlamını bilerek mi kullandı, bilimsel konuşma merakını tatmin için mi, yoksa "ilmi malûmat-ı zaruriyye" sahibi olduğunu dosta düşmana kanıtlamak için mi

"Kollektif akıl" kavramını kullanma gerekçesi ne olursa olsun, yandık ki nasıl yandık. "Kollektif akıl"ı temsil eden liderlik ebedidir. Kendisini seçen kollektif aklı temsil ederken, kollektif akla dönüşüp bizzat kollektif akıl olacağı için bir daha yerinden kımıldamaz. Kollektif akılla tekelci liderlik anlayışına son vermek bir yana, kollektif akılla tekelci liderliğin daniskası kurulur.