Bay Ahmet Hakan yazı yayımladıkça konu sıkıntısı çekmeyeceğimi anladım artık. 17 Mart 2026 günkü yazısının bir bölümü "Osmanlıca Cehaleti ile Arapça Nefreti". Bilmesi gerekenler dışında kalanların Osmanlıca bilmemesini başta bu kişi olmak üzere kimse kınayamaz. Arapça nefreti de kınanamaz. Mutlaka maddi ve manevi bir nedeni vardır. Örneğin benim durumum: Bir şair ve yazar olarak bütün dillere sevgim olmasa da saygım vardır. Türkçe ve Fransızca benim ezeli ve ebedi sevgilimdir.
Şimdi artık Ahmet Hakan adlı dut ağacını silkeleyebiliriz. Okuyalım ve silkeleyelim. Ama önce bir özdeyiş yazalım: "Babıâli yüksek kapısından tek bir atlı yeksüvari mürur edip geçerken yeksüvari atlılara tesadüfen rastladım."
Bu cümleyi icat edenler Osmanlıca denen karma jargonda dalga geçmeyi amaçlamışlar. Bu zatın bilmediği bir şey var. Osmanlıca denen jargon (toplumun bir kesiminin konuştuğu özel dil), konuşmalı iletişim aracı olmayıp yazı ve dilekçe dilidir. Sadece Anadolu halkı değil saray halkı da Osmanlıca konuşmaz, haremin etkisiyle "gelorum, gidorum" deseler de Anadolu Türkçesi konuşurdu. Tekrar ediyorum: Osmanlıca bir konuşma dili değil yazı diliydi, bir jargondu. Bu dili devlet memurları resmi yazışmalarında kullanırlardı.
OSMANLICA CEHALETİ, ARAPA NEFRETİHürriyet gazetesi yazarı Ahmet Hakan, bugünkü köşe yazısında Türkiye'deki Osmanlıca bilgisizliği ve Arapçaya duyulan tepkiyi eleştirdi. Hakan'a göre, Arapçaya karşı hissedilen nefret, ırkçılık ve İslam karşıtlığından kaynaklanıyor.
Ahmet Hakan köşe yazısında işte şu ifadelere yer verdi:
Bugün Türkiye'de okumuş yazmışlar arasında şu iki şey var:
Bir: Korkunç bir Osmanlıca cehaleti.
- Osmanlıca yazılı belgeleri okuyup anlamaya gereksinim duyanlar bu jargonu çok iyi bilirler. Bizim Göde Omar'a Osmanlıca küfür gibi gelir. "Korkunç bir Osmanlıca cehaleti"ymiş, hadi canım sen de!
İki: Korkunç bir Arapça nefreti.
- Bir dilden nedensiz olarak kimse nefret etmez. Nefret edenlerin özel bir nedeni vardır. İşkenceciler, katiller Arapça konuşuyorsa işkence gören Arapçadan nefret eder. İşkenceci Eskimo ise onların konuştuğu dilden nefret edersin. Arapça müthiş bir şiir dilidir. Mısır'da, Cezayir, Fas ve Tunus'ta edebiyat toplantılarında bu dilin en iyi şairlerinin ağzından şiirler dinledim. Merak ediyorum Ahmet Hakan, Al Maarri adlı şairden hiç şiir okudu mu Sanmam!
Ben Türkçe sözlü, Arapça şarkılı filmlerle büyüdüm Mersin'de: Yusuf Vehbi, Tahiyye Karyoka, Behiyye Şıkşık... Alın size Kahire radyosunun anonsu: "Hunel Gahira muhaddatil şarkıl adnani ve izahatil Arabiyya, Feridül Atraş allum allum allume..."
Osmanlıca cehaleti şu düzeyde:
Osmanlıca denilenin Türkçe olduğunun farkında değiller.
- Atma Recep! Ancak Japonlar... Bu nasıl bir kafa yapısı ki bir dil ya da jargonu "Osmanlıca" olarak tanımlıyorsun, sonra da "Osmanlıca" = "Türkçe" diyorsun. Osmanlıca olan neden Türkçe olsun ya da tersi Osmanlıca Osmanlı'nın konuştuğu yazdığı dildir.
Türkçe yazılabilen her cümlenin Arapça harflerle de yazılabileceğini bilmiyorlar.
- Tanrı'm bu ne densizlik be! Her dille de öyledir.
Öyle cahiller ki Osmanlıca ile Arapçayı birbirine karıştırıyorlar.
- Ahmet Hakan gene işkembeden sallıyor. Kimmiş bu gerzekler Kemalistler mi, Cumhuriyetçiler mi, devrimciler mi, komünistler mi Olsa olsa cahil Araplar karıştırır.
İstiklal Marşı'nın orijinalinin Osmanlıca yazıldığının farkında bile değiller.
- Ahmet Hakan İstiklal Marşı'nın Osmanlıcasını yeni harflerle sütununda yayınlasa da müstefit olsak.

3