AB'nin vize hukuksuzluğu Avrupa Ombudsmanı'nda

Türk vatandaşlarının yıllardır yaşadığı Schengen vizesi sorunu ile AB–Türkiye Gümrük Birliği'ndeki dengesizlik Avrupa Ombudsmanı'nın önüne taşındı. Avrupa Ombudsmanı önündeki kritik soru da şu: AB kendi hukukunu uyguluyor mu

SCHENGEN vizesi için aylarca randevu bekleyen, sonunda ret cevabı alan binlerce kişi...

İhracat yapacağı ülkeye gidemeyen iş insanı...

Bilimsel toplantıya katılamayan akademisyen...

Yurtdışında eğitim hakkı kazandığı halde vize engeline takılan öğrenci...

Son yıllarda hemen herkesin çevresinde bu örneklerden biri var.

Peki bütün bunlar yalnızca siyasi bir tercih mi

Yoksa Avrupa Birliği'nin kendi hukukunu uygulamaması iddiasını gündeme getiren ciddi bir hukuki sorun mu

İşte Avrupa Ombudsmanı'nın önüne taşınan yeni başvuru, ilk kez bu soruyu doğrudan Avrupa Komisyonu açısından tartışmaya açıyor.

İKİ İSİM BAŞVURDU

Başvurunun altında, Avrupa Birliği hukuku alanında doktora yapan Avukat Dr. Yavuz Selim Sarıibrahimoğlu ile eski Devlet Bakanı ve Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu eski Eş Başkanı Bülent Akarcalı'nın imzası bulunuyor.

Haberin Devamı

Türkiye'den yapılan kritik başvuruda, Avrupa Komisyonu'nun Ankara Anlaşması ve Ek protokol kapsamında yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği soruldu.

MESELE VİZE DEĞİL, HUKUK

Başvurunun en dikkat çekici yönü, Schengen vizesini değil, Avrupa Komisyonu'nun hukuki sorumluluğunu tartışmaya açması. Başvuru sahipleri, 1963 tarihli Ankara Anlaşması ile Ek Protokol'ün Avrupa Birliği açısından bağlayıcı uluslararası anlaşmalar olduğunu hatırlatıyor. Avrupa Birliği Antlaşması'nın 17. maddesi uyarınca Avrupa Komisyonu'nun bu anlaşmaların uygulanmasını sağlamakla yükümlü olduğu belirtiliyor. İddiaya göre Komisyon, uzun yıllardır bu yükümlülüğünü yerine getirmiyor.

GÜMRÜK BİRLİĞİ'NDEEŞİTSİZLİK

Dosyada yalnızca Schengen vizeleri yer almıyor. Türkiye'nin Gümrük Birliği kapsamında Avrupa Birliği'nin ortak ticaret politikasına uymak zorunda olduğu, buna karşılık bu politikaların oluşturulduğu karar alma mekanizmalarına katılamadığı belirtiliyor. Başvuruda bunun Ankara Anlaşması'nın öngördüğü karşılıklılık ve dengeli ortaklık ilkesiyle bağdaşmadığı ileri sürülüyor. Özellikle Avrupa Birliği'nin üçüncü ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarının ekonomik sonuçlarının Türkiye'yi doğrudan etkilediği, ancak Türkiye'nin bu süreçlerde söz sahibi olamadığı ifade ediliyor.

Haberin Devamı

TARTIŞMALARINDAYANAĞI NE

Başvuruda en çok üzerinde durulan konulardan biri de Ek Protokol'ün 41. maddesinde düzenlenen "mevcut durumun geriye götürülememesi (standstill)" ilkesi. Bu hükme göre Türk vatandaşlarının yerleşme ve hizmet sunma özgürlüğünü sonradan daha da zorlaştıracak yeni kısıtlamalar getirilemeyeceği savunuluyor. Avrupa Birliği Adalet Divanı'nın yerleşik içtihatlarında, özellikle Soysal, Savaş ve Abatay kararlarında da bu ilkeye ilişkin önemli değerlendirmeler bulunuyor. Başvuru sahiplerine göre, bu içtihatlara rağmen Türk vatandaşlarına uygulanan vize prosedürleri yıllar içinde giderek ağırlaştı. Avrupa Komisyonu ise bu süreçte hukuki yükümlülüklerini yerine getirmedi.

Haberin Devamı

NEYİ İNCELEYECEK

Burada önemli bir hukuki ayrım var. Avrupa Ombudsmanı bir mahkeme değil. Vizeyi kaldıracak ya da Avrupa Birliği hukukunu değiştirecek bir karar vermeyecek. Ancak Avrupa Komisyonu'nun uzun yıllardır devam ettiği ileri sürülen bu eylemsizliğinin "kötü yönetim" oluşturup oluşturmadığını inceleyebilecek. Dosyanın merkezindeki soru ise oldukça açık: Avrupa Komisyonu, Avrupa Birliği açısından bağlayıcı uluslararası anlaşmaların uygulanmasını sağlamayarak kendi hukuki yükümlülüklerini yerine getiriyor mu