Tarabya'daki 200 yıllık yalı Hazine, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Rusya Federasyonu ve mirasçılarını 18 yıl sonra yeniden karşı karşıya getirdi. Tapusunda 'Rus Sefareti' şerhi bulunan yalıyla ilgili dava, diplomatik taşınmazlar açısından emsal niteliğinde olacak.
İSTANBUL Boğazı'nın en değerli noktalarından Tarabya'daki yaklaşık 200 yıllık yalı ve 10 dönümlük arazisiyle ilgili mülkiyet davası, 18 yıl sonra yeniden görülüyor. Yüzyılı aşan diplomatik kullanım, "Rus Sefareti" şerhli tapu, tartışmalı mirasçılar ve etik sınırları zorlayan işlem iddiaları... Bu dava, mülkiyet hukukunun diplomasiyle çarpıştığı nadir bir dosya haline geldi.
DİPLOMATİK MAL MI
İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki dosya, klasik bir tapu iptali davası olmaktan çıktı. Yargılamanın merkezinde artık şu soru var: Bu taşınmaz özel mülk mü, yoksa diplomatik bir devlet malı mı Bu sorudan önce duruşmanın seyrine 18 yıllık yargılama sürecine bakmak gerekiyor. Dava dosyasına göre bakın şöyle: Yalının geçmişi 19. yüzyıla uzanıyor. Osmanlı döneminde yabancı devletlerin doğrudan taşınmaz edinmesi yasaktı. Bu nedenle tapu, bedelin tamamı ve gayrimenkule ilişkin tüm ödemeler Rus devleti tarafından yapılmış olmasına karşın dönemin durumu nedeniyle Rus diplomatı Nikola İsveçin adına tescil edildi.
Haberin DevamıRUS SEFARETİ İBARESİ
Nitekim Nikola İsveçin bu paranın kendisi tarafından ödenmediğini ve Rus devleti tarafından ödendiğini 1912 tarihli Evkaf Mahkemesi kararına konu duruşmada ifade ve kabul etti, fiili kullanımın başından itibaren Rus diplomatik misyona ait olduğunu söyledi.1912'de Evkaf Mahkemesi kararı ve padişah onayıyla taşınmaz diplomatik tahsis statüsüne alındı. Kullanım Cumhuriyet döneminde de değişmedi. Osmanlı ve Cumhuriyet arşivlerinde taşınmaz "Rus Sefareti" ve "konsolosluk villası" olarak yer alıyor. Tapu bir isimdeydi ama kullanım devletteydi.
UYUŞMAZLIK NEREDE BAŞLADI
Bu dava neden ve nasıl başladı Uyuşmazlık 2008 yılında başladı. Tarabya'da yapılan kadastro çalışmaları sırasında Hazine, tapuda malik görünen Nikola İsveçin'in mirasçısız öldüğü iddiasıyla dava açtı ve taşınmazın devlete intikalini istedi.
Mirasçılar nasıl ortaya çıktı Uzun yıllar boyunca Rus diplomat olan İsveçin'in mirasçısız öldüğü kabul edilirken, 2010'lu yıllarda Fransa'da yaşayan bazı kişiler Fransız makamlarından alınmış belgeleri dayanak göstererek Rusya vatandaşı olan İsveçin'in mirasçıları olduklarını ileri sürdü. Yaklaşık bir asır sonra farklı bir ülkeden farklı ülkenin belgeleriyle ortaya çıkan kişilerin gerçek mirasçı olup olmadığı ve diplomatik tahsisli bir taşınmazda miras yoluyla özel mülkiyet doğup doğmayacağı tartışmalı durumda.
Haberin DevamıRusya ne talep ediyor Rusya Federasyonu taşınmazın bedelinin Rus devleti tarafından ödendiğini, yaklaşık 150 yıl boyunca diplomatik amaçla kullanıldığını ve İsveçin'in yalnızca emanetçi sıfatıyla hareket ettiğini savunarak, tapu iptali ve kendi adına tescil talep ediyor.
SULTAN 2. BAYEZİD VAKFI
Vakıflar nasıl dahil oldu Vakıflar Genel Müdürlüğü, taşınmaz üzerinde Sultan II. Bayezid Vakfı'na ait bir şerh bulunduğunu ileri sürerek hak iddiasında bulundu. Yıllar içinde açılan bu davalar, İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasında birleştirildi.

5