Bugün, asrımızın ve kıyamete kadar gelecek olan asırların müceddidi, büyük İslâm âlimi Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin vefatının 66. sene-i devriyesi.
O büyük Üstad, 82 senelik ömrünü adadığı iman-Kur'ân hizmeti yoluyla, insanların Cehenneme gitmemesi için çalıştı. Ve bütün ümmetin titrediği, istiâze ettiği, âhirzamanın meb'usu oldu.
Hariçten; "Bu Kur'ân, İslâmların elinde bulundukça biz onlara hâkim olamayız. Ne yapıp yapmalıyız, bu Kur'ân'ı onların elinden kaldırmalıyız yahut Müslümanları Kur'ân'dan soğutmalıyız" diyen dessas komitelerine karşı "Ben Kur'ân'ın sönmez ve söndürülmez ebedî bir mucize olduğunu dünyaya ilân edeceğim!" diyerek haykırmıştı. Tabiî, dâhilden de "Dinsiz nesil yetiştirilecektir!" diyen inkâr ehline de karşı çıkarak en zor zamanlarda, onların rağmına, inadına imanları takviyeye ve insanları dalâletten kurtarmaya çalıştı.
Bu yolda, kendisine mânia teşkil eden; zorbaların, şeddatların, deccallerin, süfyanların her türlü zulmüne, idam fermanlarına, sürgünlerine, defalarca zehirlemelerine aldırış etmeden hak yolunda yürüdü.
Bilhassa, yirmi beş senelik istibdat ve koyu bir dinsizliğin tatbik edilmeye çalışıldığı zamanlarda, o hiç susmamış, hep konuşmuş, zalimlerin karşısına, hakkı haykırarak çıkmıştır. Ve o günlerde maalesef "benim" diyen hiç bir kimsenin sesinin çıkmadığı, çıkamadığı zaman O merdane olarak ortaya atılmış, hep o zalimlerle, şeddatlarla mücadele ve mücahade etmiştir. Onun için biz şunu diyoruz:"Bugün, kim alnını gere gere Müslümanlık davası güdüyorsa, onlar hep Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin sayesindedir." Bunu, bir çok meşhur şahıs ifade etmiştir. Meselâ; Ömer Tuğrul İnançer şunları söylemiştir; "Memleket büyük bir manevî kaos yaşadı. Bediüzzaman varken hiç kimse meydanda yoktu Eğer bugün İslâmî cemaatler varsa bunu Üstad Bediüzzaman'a borçludurlar." Bu sözlerin başka bir isbatı da, Hasan Basri antay'ın, kendisini ziyaret eden Nur talebelerine söylediği şu sözlerdedir; "Biz onun gibi olamayız. Yüz senede bir, beş yüz senede bir, bin senede bir öyle adamlar gelir. Biz hepimiz M. Kemal'in karşısında eğildik. O dimdik ayakta durdu. Bana, Balıkesir'de arazi verdi, Hasan Basri antay Mahallesi yaptık. Rıfat Börekçi'ye Ankara Dikmende araziler verdi. Bediüzzaman, onun hiçbir şeyini almadı. M. Kemal'in karşısında biz mağlûp olduk. O ayakta kaldı."

4