Şirkten, küfürden korunmak için...

İman kaybına karşı korunmanın yolu tövbe ve dua mı, yoksa bu yazıda tarikatların yozlaşması üzerinden anlatılan kurumsal çöküş sorunu daha mı belirleyici?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, bir Müslümanın küfürden korunması için tövbe, dua ve ciddi yaşam tarzı benimsemeleri gerektiğini savunur. Devlet kurumları ve tarikatlar içinde masonların nifak çıkartmasıyla hakiki müminlerin azalıp dinsizlerin yönetim ele alması, bu çöküşün tarihsel sebebi olarak gösterilir. Peki kurumların içinden değil, bireysel imanın kuvvetlendirilmesinden mi başlanmalı?

Müslüman, kendisini küfürden muhafaza etmesi için, Allahü teâlâya çok dua etmelidir.

Sual: Bir Müslüman, imanı gideren bir şey yaptığında, bundan tövbe etmek için ne yapması lazımdır

Cevap: İmanının gitmesine sebep olan şeyden tövbe etmedikçe, yalnız Kelime-i şehâdet söylemekle, namaz kılmakla, Müslüman olmaz. İmanın gitmesine sebep olan şeyi yaptığını inkâr etmesi de tövbe olur. Tövbe etmeden ölürse, Cehennemde sonsuz olarak azap görür. Küfürden çok korkmalı, az konuşmalıdır. Hadis-i şerifte;

(Hep hayırlı, faydalı konuşunuz. Yahut susunuz!) buyuruldu.

Ciddi olmalı, latifeci, oyuncu olmamalıdır. Dine, akla, insanlığa uygun olmayan şeyler yapmamalıdır. Kendisini küfürden muhafaza etmesi için, Allahü teâlâya çok dua etmelidir. Hadis-i şerifte;

(Şirkten sakınınız. Şirk, karıncanın ayak sesinden daha gizlidir) buyuruldu.

Bu hadis-i şerifteki şirk, küfür demektir. Bu kadar gizli olan şeyden korunmak nasıl olur denildiğinde;

(Allahümme innâ ne'ûzü bike en-nüşrike-bike şey'en na'lemühu ve nestagfirüke limâ lâ-na'lemühu duâsını okuyunuz!) buyuruldu. Bu duayı sabah, akşam çok okumalıdır.

Sual: İnkâr edenlerin ahıretteki azaplarının sonsuz olmasının sebebi, hikmeti nedir

Cevap: İnkâr edenlerin, Cehennemde sonsuz azap görecekleri, Cennete hiç girmeyecekleri söz birliği ile bildirilmiştir. Kâfir, dünyada sonsuz yaşasaydı, sonsuz kâfir kalmak niyetinde olduğu için, cezası da sonsuz azaptır. Allahü teâlâ, her şeyin hâlikı, yaratanı, sahibidir. Mülkünde dilediğini yapması hakkıdır. Ona, niçin böyle yaptın demeye kimsenin hakkı yoktur. Bir şeyin sahibinin, o şeyi dilediği gibi kullanmasına zulüm denmez. Allahü teâlâ, Kur'ân-ı kerimde, zalim olmadığını, hiçbir mahlukuna zulüm yapmadığını bildirmektedir.