Başlıkta ifade çok iddialı geliyor. Bu kadar net ifade etmek bile kimilerine göre çok erken. Yarım asır süren bir çatışma ortamının ardından silahların tümüyle susması, çoğumuzun aklı ülkeye, insana ve siyasete erdiği günden beri duyduğu bir kelimenin tarihe karışması demek. Kolay değil. Zaten daha o noktada da değiliz. Ancak 10 Ağustos'ta Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden kabul edilen Çerçeve Yasa ile ilk kez PKK'sız bir gelecek tahayyül etmek bu kadar yakın, bu kadar sahici, bu kadar dokunulabilir hale geldi. Terörün bitmesi, örgütün tasfiyesi ve silahın başat aktör olmadığı bir ülkeyi konuşmak şimdiye kadar zihinsel egzersizden öte gitmeyecek bir çaba iken ve hala erken olsa da artık buna dair kafa patlatmanın meşru zemini önümüzde duruyor.
Herkesin üzerinde mutabık kaldığı gibi bu bir ilk adım. Mesut Yeğen'in perspektif.online'da aktardığı gibi yol uzun, yapılacaklar çok. "Yasanın devreye girmesi için gereken tespit ve teyit sürecini uzatıp, sündürmemek; yasayla amaçlanan feshin tamamlanıp, eve dönüşlerin gerçekleşmesi için ihtiyaç duyulan siyasi atmosferi oluşturacak demokratikleşme adımlarını atmak ve nihayet, uzun vadede Kürt sorununun kök sebebini ortadan kaldırmak üzere Kürt kimliğinin tanınıp, sürdürülmesini sağlayacak reformları yapmak."
Önce şunu teslim etmek gerek. "PKK'sız Türkiye", "Kürt sorununu çözmüş ya da Kürt sorununun artık olmadığı bir Türkiye" anlamına gelmiyor. "PKK bitti artık Kürtlerin de bir problemi kalmadı, yolumuza devam edelim." demek çıkar yol değil. Kürtler sorunum var dediği sürece ortada bir gerilim alanı bulunmaya devam edecek. Mesele bu sorunu tümüyle ortadan kaldırmanın yollarına nasıl bakacağımıza karar vermek.
PKK'nın olmadığı bir ülkede birçok şeyi yeniden tanımlamak gerekecek. Terör ve güvenlik sorunuyla yetişmiş nesillerin şimdi onsuz bir kelime dağarcığı ve düşünce sistemi geliştirmesi gerekiyor. Kavram setleri değişmek zorunda. "Bölünme korkusu, devletin ve milletin bölünmez birliği, üniter devlet, terörün başını ezene kadar, Sevr'i hortlatma çabası, tek devlet, tek millet, tek bayrak, tek vatan, beka meselesi, dağ ile arasına mesafe koymak, dış güçlerin içerideki maşası" ve daha sayılabilecek onlarca tabir olumlu ya da olumsuz anlamda siyasetin, düşüncenin iklimini belirledi. Şimdi bu tabirleri ya yeniden tanımlamak ya kullanımdan kaldırmak ya da yerine güvenlik, korku, terör ekseninden bağımsız sivil kelimeler koymak ve PKK ile aralarındaki nedensellik bağını gözden geçirmek gerekiyor. Dile kolay ama Keynes bunu daha çok iktisatçılara söylemiş olsa da "Zorluk yeni fikirlerde değil, eski fikirlerden kurtulmaktır." PKK silah bıraksa bile bazı kesimler PKK silah bırakmamış gibi zihinlerindeki mevzilerden çıkmamakta direnecek.
Bunun için de tüm tarafların açık ve güçlü siyaset yapmaları gerekiyor. Tabii daha çok siyasi pozisyonlara entelektüel zemin inşa etmekle maruf bazı aydın kesimlerin buzkıran vazifesi yapması işleri çok kolaylaştıracaktır.
Siyaset değişecek. Kürt meselesine dair devlet ve iktidar kanadından terörü ve güvenlik endişelerini gündeme getirerek itiraz etmenin zemini çok zayıflayacak. Kürtlerin koalisyon kurmalarının imkânı genişleyecek. PKK'sız bir ortamda Kent Uzlaşısı gibi girişimleri mahkûm etmek için zemin kalmayacak.
Kurt kuzuyu yemeye karar verdi ise PKK'sız da yol bulunur orası kesin. Ama yeni bir bahane bulunması şart. Eskisinin en azından toplumun bir kesiminde karşılığı vardı. Şimdi "hem koalisyon yapayım hem terör olmasın hem de bana mahkum olsun" demenin eskisi kadar kolay olmadığı bir dönem ihtimali var.

16