İktidar 2023'teki genel seçimlerin ardından Mehmet Şimşek'i ekonominin başına getirerek başta kamu maliyesi ve hazine olmak üzere ekonomiyi toparlamaya karar verdi.
Şimşek'in göreve getirilmesi bir yanda bir iyi niyet gösterse de ilk günden beri sorulan iki soru vardı. Birincisi, Erdoğan Şimşek'e ne kadar tahammül edecek Özellikle yabancı yatırımcılar açısından Şimşek'in kalıcı olacağına inanmak kolay olmadı.
31 Mart seçimleri yaklaşırken Erdoğan kasada zaten para kalmadığı için ya da harcanacak para olsa bile bunun sonucu değiştirmeye yetmeyeceği için bu sefer genel seçimler öncesindeki gibi kamu maliyesini yerle yeksan edecek adımlardan kaçındı.
Yerel seçimlerdeki mağlubiyet tünelin ucunda görününce kısık sesle ifade edilmeye başlanan, seçim sonuçları ile de yüksek sesle telaffuz edilen 'Bunun faturası Şimşek'e kesilir mi' sorusuna ise daha seçim akşamı Erdoğan ekonomik programa bağlıyız mesajı ile cevap verdi.
Bugün itibarıyla Şimşek'in kalıcı olacağına dair bir soru yok gibi. Tabii Erdoğan'ın siyaset tarzında yarın ne olacağını kestirmek kolay olmayabilir.
Şimdiki mesele ise Şimşek'in, o koltukta otursa bile istediklerini ne kadar yapabileceği. Bilahare Merkez Bankası Başkanlığı'ndan ayrılan Hafize Gaye Erkan'dan Şahap Kavcıoğlu'nun BDDK başkanlığına kadar Şimşek'in elinin istediği kadar rahat olmadığı zaten biliniyordu.
Son vergi paketi tartışmalarında Şimşek'in doğal sınırları da daha ciddi şekilde test ediliyor.
2023'teki ikinci soru ise iktidar durumu düzeltme çabasına ekonominin nefesinin ne kadar yeteceği idi Bu soruya elbette acı reçetenin getirdiği başka bir soru da eşlik etti: Siyasetin nefesi, iktidarın gücü gerçek bir acı reçeteyi taşımaya kâfi gelir mi
Bu sorular bugün itibariyle hala cari. Şimşek'in iyi niyetle hazırladığından pek kimsenin şüphe etmediği tasarruf paketine ve yeni vergilere dair içerik tartışmaları ise temel bir noktayı ya ıskalıyor ya da örtüyor.
Tasarruf paketinde Şimşek'in uzun uzun anlattığı atılacak adımlar aslında an itibariyle 22 yıldır ülkeyi yöneten iktidarın nasıl israf ettiğini listeliyordu.
Bu paketin dar gelirliler mecburen en hayati giderlerinden tasarruf ederken devletin de 'lütfen' tasarruf yaptığının ilanının ötesinde bir anlamı var mı tartışılır. Devletin toplum hayatındaki ve ekonomideki yerinin kalıcı olarak sorgulamayan kozmetik önlemlerin ne kadar iyi niyetle olursa olsun sahici, kalıcı ve yapısal bir sonuç üretmesi mümkün değil.
Vergi paketi ile getirilmek istenenlerin eleştirilmesinin altında ise paketin unsurlarının teknik özelliklerinin ötesinde daha derin itirazlar var.
Bugün devletle toplum arasındaki adil vergi sözleşmesinin karşılıklı olarak bozulmuş durumda. Vergi modern devletin, demokratik denetleme mekanizmaların en başat unsuru. Vergiyi çıkardığınızda modern devletten geriye neredeyse bir şey kalmıyor. Çünkü verginin sistemli, kurallı ve öngörülebilir şekilde toplanmadığı bir ortamda modern devletin işlevlerinin yerine getirme ihtimali yok.
Bugün Türkiye'de toplanan vergilerin adil, verimli, hakkaniyetli bir şekilde kullanıldığına dair algı kaybolmuş durumda. Bu da vergi vermekle ilgili zaten zor tesis edilen kamu onayını büyük ölçüde zedeliyor.

170